Zihnin gerçeklikle oyunu
Bizi üzen, öfkelendiren veya strese sokan şey olayların kendisi değil, o olaylar hakkındaki düşüncelerimizdir. Gerçeklikle savaşmayı bıraktığımızda zihinsel acı da sona erer.
Byron Katie’nin yaklaşımından ilhamla, ben de bu konu üzerine birkaç satır karalamak istedim…
Bir gerçeği zihnimizde tekrar tekrar düşünmeye ve döndürmeye başladığımızda, artık olayın kendisinden uzaklaşır, onu kendi algılarımız, yorumlarımız ve anlamlandırmalarımız üzerinden yaşamaya başlarız.
Bunun örneklerini günlük hayatımızda hepimiz yaşarız.
İş yerinde beklediğiniz takdiri görememek, bir arkadaşınızın son anda birlikte planladığınız o harika tatili iptal etmesi ya da sevdiğiniz birinin söylediği tek bir cümle…
Bunların her biri, aslında yalnızca birer olaydır. Asıl fırtına, olayın kendisinde değil, olaydan sonra zihnimizde başlar. O olayı zihnimizde tekrar tekrar döndürmeye başladığımız anda, gerçeklik de zihnimizde eğilip bükülmeye, esnemeye ve zamanla kendi formunu kaybetmeye başlar. Artık yaşanan olayla değil, ona yüklediğimiz anlamlarla karşı karşıyayızdır. Gerçeklikten uzaklaşıp, kendi algımızın içinde yaşamaya başlarız.
Olan ile bizim ona verdiğimiz anlam arasındaki mesafe, bütün acımızın kaynağıdır.
Birinin aramaması sadece bir olaydır.
“Beni önemsemiyor” düşüncesi ise acıyı yaratır.
Çünkü insan zihni boşlukları sevmez. Bilmediği yerleri kendi hikâyeleriyle doldurur. Bir telefon gelmediğinde neden gelmediğini bilmeden bir sebep üretir. Birinin yüzündeki ifadeyi yorumlar. Söylenmemiş sözleri tamamlar. Ve tüm bunlar yaşadığımız gerçeklik değil, gerçekliğin zihnimizdeki yorumudur.
Bu, yaşadığınız her şeyi kabullenip hiçbir şey yapmamak anlamına gelmez. Haksızlığa uğradığımızda sınır koyabilir, yanlış gördüğümüz bir davranışa itiraz edebiliriz.
Gerçeklikle savaşmak başka, gerçeklik karşısında seçim yapmak başkadır.
Acının bir bölümünü kendimiz üretiyoruz ve bunun farkında bile olmuyoruz.
Asıl mesele, olanı değiştirmek değil, olanla zihnimizde savaşmayı bırakmaktır.
Çünkü kabul etmek, olanı doğru bulmak değildir.
Kabul etmek, olanın olduğunu kabul edip bundan sonra ne yapacağımıza karar vermektir.
Şu anda beni üzen şey gerçekten olan mı, yoksa olan hakkında kendime anlattığım hikâye mi?
Cevabın, düşündüğümüzden daha fazla şeyi değiştirme gücü var.
Kendimize anlattığımız hikâyeyi değiştirdiğimizde, aynı olayın içindeki anlam da değişmeye başlar.
Müthiş bir yazı olmuş … İlham oldu teşekkür ederim