Karabat: Yüksek Faiz, Yavaşlayan Sanayi ve Büyüyen Açık
Yeni Partili Özgür Karabat, Türkiye ekonomisinin son durumunu değerlendirirken yüksek faiz, yükselen enflasyon ve dış ticaret açığına dikkat çekti. Karabat’a göre uygulanan sıkı para politikası üretimi ve yatırımı baskılıyor; sonuçlar ise beklenenin aksine iç talep soğurken enflasyonun hâlâ yüksek kalması ve ithalatın ihracattan daha hızlı artması oluyor.
Karabat, politika faizinin %37’ye, yıllık enflasyonun ise %31,51 seviyesine çıktığını belirterek, vatandaşlardan ve reel sektörden yeniden “sabır” istenmesine tepki gösterdi. Yeni Orta Vadeli Program (OVP) ilan edilirken geçmiş hedeflerin tutmadığını vurguladı ve mevcut ekonomik seçimin maliyetlerini sorguladı.
Enflasyon, faiz ve hedefler
2026 yılı için geçen yıl açıklanan OVP’de yıl sonu enflasyon hedefi %16 olarak belirtilmişti. Ancak Ağustos itibarıyla yıllık TÜFE %31,51 olurken, Ocak–Ağustos dönemi TÜFE %22,07 artış gösterdi. Karabat, hedeflerin yeniden tutturulamadığını ve takvimlerin ötelenmeye devam ettiğini ifade etti.
Para politikası ve üretim üzerindeki etkileri
Merkez Bankası politika faizini %37’de sabit tutarken karar metninde artık “iç talepteki zayıf seyir” ifadesinin yer almasını Karabat, ekonominin soğutulduğunun açık göstergesi saydı. Bu duruma bağlı olarak:
- 2026 ikinci çeyrek büyümesi yalnızca %2,3 olarak gerçekleşti.
- Sanayi üretimi Temmuz ayında geçen yılın aynı ayına göre %0,3 geriledi.
- Yüksek faiz, tüketici harcamalarını ve sanayicinin yatırım-finansman olanaklarını kısıtlıyor.
Dış ticaret verileri ve riskler
Ocak–Ağustos 2026 döneminde ihracat 185,0 milyar dolar, ithalat ise 250,8 milyar dolara ulaştı; buna göre dış ticaret açığı 65,8 milyar dolar seviyesinde. Karabat, ithalatın ihracattan daha hızlı artmasını kritik bir sorun olarak nitelendirdi ve bu eğilimin üretim kapasitesini aşındırdığını söyledi.
Ekonomi politikasının çelişkileri
Karabat’a göre izlenen model şu ikilemle karşı karşıya: faizi yüksek tutarak iç talebi baskıla, TL’nin reel olarak değerlenmesine izin ver—bu durumda üreticinin finansman maliyeti yükselirken, ithalatın lehine bir ortam oluşuyor. Sonuçta para, paradan kazanırken reel sektör zorlanıyor.
Kim kazanıyor, kim kaybediyor?
Faiz yüksekliği mevduat sahipleri, para piyasası fonları ve sabit getirili araçlar için cazip hale gelirken; yabancı yatırımcılar için carry trade fırsatları doğuyor. Öte yandan sanayici fabrika kurma, makine alma ve kapasite artırma gibi yatırımlarda zorlanıyor. Karabat, bu dengesizliğin sürdürülebilir olmadığını vurguluyor.
OVP ve güven sorunu
Yeni üç yıllık Orta Vadeli Program’ın sunulması tek başına sorun değil; esas mesele önceki hedeflerin tutmadığı bir ortamda benzer reçetelerin tekrar gündeme gelmesi. Karabat, daha önce 2026 sonu enflasyonu için konan %16 hedefinin gerçekleşmemiş olmasının güven bunalımı yarattığını belirtti.
Sonuç olarak, Karabat’ın mesajı nettir: Enflasyonu düşürme amaçlı politikalar üretimi ne kadar baskılayacak? Faiz %37, enflasyon %31,5 iken sanayi küçülüyor ve ithalat ihracattan hızlı artıyor. Vatandaş, sanayici ve esnaf sabrediyor; fakat Karabat’a göre sabır sınırına gelindi.