İnsan düzelirse her şey düzelir
En son ne zaman baktın aynaya? Güzelliğin için değil, gerçek seni görmek için… Kendini uzun uzun ne zaman inceledin? Hatalarınla yüzleştin mi hiç? Onlara sahip çıktın mı? Kendine karşı hiç dürüst oldun mu?
Ey İnsan! Sen çok değerlisin. Rabbinin yarattığı en kıymetli varlıksın. Yaşadığın doğada her şey seni anlatıyor; hiç dinledin mi? Gökyüzüne baktın mı; o uçsuz bucaksız maviliği doya doya seyrettin mi? Hiç neyi, neden yaşadığını düşündün mü?
Hayat Bir Ayna, İnsan Bir Derstir
Ömründe karşılaştığın her insan sana bir şey yansıtıyor, sana bir şeyler öğretiyor. Senden sana bir ayna tutuyor, dikkat ettin mi? Yoksa yine kişilere mi takıldın? “O bana bunu dedi, şu bana böyle söyledi” diyerek mi ömrünü tükettin? Yazık o zaman geçen zamana…
Unutma ki; her gelen sana bir şey öğretir, her giden ise bir ders verir. Bunu söylerken en çok da kendime hatırlatıyorum sevgili okuyucu. Biz düzelmeliyiz; çünkü insan düzelirse her şey düzelir. Büyük resimde kendimizi görmeyi başarırsak her şey değişir. Bu romantik bir düşünce değil, hayatın ta kendisidir.
Olayları Okumak
Olayları okumayı başardığında; aslında herkesin ve her şeyin hayatına bir görevle girdiğini görüyorsun. Seni büyüttüğünü, sana bir mesaj ilettiğini anlıyorsun. Bunu kavradığında, olup bitene kızamıyorsun. Evet, zor; kolay olduğunu söylemiyorum. Ancak insanoğlu artık anlamalı: Öfke, şiddet, kin ve intikam ile hiçbir yere varılamaz. Hiçbir şey sebepsiz değildir.
”Tesbihin imamesi koptu; biz insanlar tesbih taneleri gibi dağıldık, savrulduk, toparlanamıyoruz.”
Tekrar sevgiyle, muhabbetle, saygıyla ve “Tevhid” bilinciyle birleşmeliyiz. Hepimiz Rabbimizin güzel isimlerinin tecelli ettiği değerli varlıklarız. Elbette içimizde bozgunculuk yapan; haset, kibir, yalan ve öfke dolu insanlar da olacak. Yüzyıllar öncesinde de böyleydi: Nemrut gitti, Firavun geldi; Firavun gitti, Ebu Cehil geldi… Biz onlara bakarak değil, kendimize bakarak yol almalıyız.
Kendi Kapını Süpürmek
Herkes kendi muhasebesini yapsa güzel olmaz mıydı? Herkes kendi kapısının önünü süpürse, dünya tertemiz olmaz mıydı? Yolu bulmak için önce kendini bulman gerekir. “Kendini bilen, Rabbini bilir.”
Her şey O’ndandır. O’ndan geldik, O’na gidiyoruz. Varlığımız da yokluğumuz da O’ndan… Dua bir kapı ise, gayret o kapının anahtarıdır. Şikayet ederek mi ömrümüzü tüketeceğiz, yoksa dua ve emekle kendimizi yeniden mi inşa edeceğiz?
Hz. Mevlana’nın buyurduğu gibi: ”Kapı açılır, sen yeter ki vurmayı bil. Ne zaman mı? Onu bilmem; yeter ki o kapıda durmayı bil.”