KALBİN ÇAMURDAN MI, DEMİRDEN Mİ?
”Kalbimin çamurdan olduğunu söylediğimde benimle alay etti. Çünkü onun kalbi demirdendi. Yakında yağmur yağacak. Benim kalbim çiçek açarken, onun kalbi paslanacak.”
— Şems-i Tebrizi
Bu sözü okuduğumda çok etkilendim. İnsanın yaratılışındaki o büyük hakikati hatırlatıyor bize; belki de en çok günümüz insanını tarif ediyor.
Bizler çamuru hep değersiz, ayaklar altında, pis ve kirli olarak görürüz. Demir ise bize her zaman gücü, kuvveti ve sarsılmazlığı hatırlatır. Oysa durum, dışarıdan bakıldığı gibi değildir.
Çamur topraktır; özümüzdür, benliğimizdir, ruhumuzdur. Sulandığında çiçek açar, filizlenir, meyve verir; ruhu beslemeye başlar. Fakat demir sulandığında paslanır, çürür ve kullanılamaz hale gelir. Demir gibi kendini güçlü gören bir kalp; eleştiri kabul edemez, yargılanmaya gelemez. Duygularını hissettirmemek adına onları hep bastırır. Hiçbir hatasını kabul etmez, her zaman kendini haklı görür. Özür dilemez; kibirlidir, kendini beğenmiştir. Giderek pas tutarak aslında kendi sonunu hazırlar.
Günümüz dünyasını ne güzel anlatıyor, değil mi?
Peki, sizce?
Her sorunu kabalıkla ve eleştirerek yorumlayan mı daha fazla gelişir, yoksa düşünüp merhametiyle, akıl süzgecinden geçiren mi?
Her olayı şiddetle çözmeye çalışan mı kazanır, yoksa kendine dönüp nerede hata yaptığını sorgulayan mı?
Vicdan terazisinden haberi olmayan mı daha düşüncelidir, yoksa adaleti içinde her zaman taşıyan mı?
Yalan söyleyerek herkesi kandırdığını zanneden mi daha masumdur, yoksa dürüstlüğü kendine düstur edinen mi?
”Dürüstüm” diyerek her ağzına geleni söylemek patavatsızlık mıdır, yoksa incitmemek için konuşmadan önce yutkunmak mıdır incelik?
Tasavvuf incelik ister; kalbini dinlemeni, konuşmadan önce derin derin düşünmeni ister. Yumuşak bir kalbi öğütler bize. Kalp yumuşarsa hakikat ortaya çıkar. Hakikat de en çok kırılan kalplerde gizlidir.
Belki de bugüne kadar yaşadığımız tüm sıkıntılar, hayatımızdan giden kişiler, yarıda kalan hayallerimiz ve gerçekleşmeyen isteklerimiz, sadece bizim kendi hakikatimizi açığa çıkarmak içindi. İstiridyenin içindeki o nadide inciye ulaşmak içindi belki de tüm bu çabalar.
Belki de gökten muazzam bir yağmur yağdı da, biz katılaşmaktan onun kıymetini bilemedik.
Bazı kalpler vardır; o kadar katılaşmış, o kadar demir kesilmişlerdir ki yağmurdan, yani değişmekten ve ıslanmaktan korkarlar. Bazı kalpler de vardır ki; gökyüzüne ardına kadar açılmışlardır. Yağmur yağar, içlerinde çiçekler açar. Sevgi çoğalır ve o gönülden etrafa buram buram aşk kokusu yayılır.
LAMİA DENLÜ