Dolar 45,5176
Euro 52,9944
Altın 6.644,89
BİST 14.367,60
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 22°C
Az Bulutlu
Bursa
22°C
Az Bulutlu
Cts 26°C
Paz 21°C
Pts 21°C
Sal 23°C

İlişkide kıskançlığın sağlıklı sınırı nedir?

17 Mayıs 2026 21:01
3
A+
A-

“Partnerim o kadar kıskanç ki, artık nefes alamıyorum.”

İlişkilerin en çok konuşulan ama en az doğru anlaşılan duygularından biri kıskançlık. Modern dünya bize ne kadar özgür ve bağımsız olmayı fısıldarsa fısıldasın, iş ikili ilişkilere geldiğinde o ilkel, korumacı ve bazen de yıkıcı duygu bir anda ön plana çıkıyor.

Kıskançlık çoğu zaman tek başına bir duygu gibi görünür ama aslında bir sinyaldir. İlişkide bir şeylerin tehdit altında hissedildiği, bağın sorgulandığı ya da duygusal dengenin bozulduğu anlarda ortaya çıkar.

Toplumda şöyle bir algı var; Erkek kıskandığında bu bir sahiplenme veya koruma içgüdüsü olarak ifade edilri ancak bir kadın kıskandığında aşırı şüpheci, takıntılı ya da abartan kadın olur.

Kadınlar, ilişkideki duygusal mesafeyi, partnerindeki o küçücük mikro değişimleri erkeklerden çok daha erken sezerler. Çoğu zaman kadını kıskançlık krizine iten şey, partnerinin attığı bir adımdan ziyade, kadının hissettiği o duygusal boşluk ve belirsizliktir. Sınırlar belirsizleştiğinde, kadın netlik arar; bu arayışın adı da ne yazık ki genellikle kıskançlık olur.
Erkekler ise kıskançlığı daha somut ve daha görünür durumlar üzerinden tanımlar. Onlar için sınır daha nettir; ortada belirgin bir tehdit yoksa sorun da yoktur. Bu yüzden çoğu zaman partnerlerinin hissettiği o ince duygusal değişimleri fark etmekte zorlanırlar. Bu da ilişkide bir kopukluk yaratır. Kadın “bir şeyler değişti” der, erkek ise “hiçbir şey olmadı” diye cevap verir. İşte tam da bu noktada çatışma başlar.

Kıskançlığın ilişkide yarattığı en belirgin duygu, aslında güvensizliktir. Kıskanan kişi kendini yeterince güvende hissetmez, kıskanılan kişi ise çoğu zaman baskı altında hisseder. Biri kaybetme korkusu ile hareket ederken, diğeri kısıtlanma duygusu yaşamaya başlar. Bu iki duygu bir araya geldiğinde ilişki içinde görünmez bir gerilim oluşur. Konuşulmadıkça büyür, büyüdükçe mesafe yaratır.
Oysa kıskançlığın altına biraz inildiğinde bambaşka duygularla karşılaşılır. Değersizlik hissi, yetersizlik algısı, terk edilme korkusu, geçmişte yaşanan kırgınlık…

Kıskançlık çoğu zaman partnerden çok kişinin kendi iç dünyasıyla ilgilidir. Ama ilişki içinde yaşandığı için yön hep karşı tarafa döner. Bu da çözümü zorlaştırır.

Bir ilişkide hiç kıskançlık olmaması, tarafların birbirini yeterince önemsemediği veya kaybetme korkusu taşımadığı hissini yaratabilir. Kıskançlık, aslında dozunda yaşandığında ilişkinin doğal bir parçasıdır.

Sağlıklı boyutu; partnerinizin hayatınızdaki yerini önemsediğinizi gösteren, ona değer verdiğinizi ve bağınızı korumak istediğinizi belirten insani bir duygudur.
Zararlı boyutu ise; bu duygunun bir baskı ve yönetim aracına dönüşmesidir. Partneri kısıtlamak,alanını daraltmak, telefonunu karıştırmak ve her adımını kontrol etmek ilişkiyi yıpratır. Kontrolün ve güvensizliğin hakim olduğu bir yerde, sevgi yerini kaygıya bırakır.

Eşiniz veya sevgiliniz bir kıskançlık dalgasına kapıldığında, partner olarak verdiğiniz tepki ilişkinin kaderini belirler. Genelde yapılan en büyük hata Savunmaya geçmek ve Gaslighting uygulamaktır. Yani “Saçmalama, sen delirdin iyice, kafanda kuruyorsun” demek, o yangına benzin dökmektir. Çünkü bu tepki, karşı taraftaki güvensizlik hissini ikiye katlar.
Doğru yaklaşım ise savunma yapmadan, partnerinizin altındaki o korku duygusunu görmek. Ona öfkeyle değil, şefkatle yaklaşarak; “Seni endişelendiren şeyin ne olduğunu anlıyorum, seni duyuyorum. Ama bilmeni isterim ki benim gözümde ve hayatımda senin yerin bambaşka ve güvendesin” güvencesini verebilmektir.

Kıskançlık ne tamamen yok edilmesi gereken bir duygudur ne de sınırsızca kabul edilmesi gereken bir davranış. O, doğru anlaşılması gereken bir duygudur. Çünkü bir ilişkide asıl mesele kıskanmak ya da kıskanmamak değil, o duygunun ilişkiye nasıl yansıdığıdır.

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.