Enes Çelik’in Haklı İsyanı!
Futbolu yalnızca 22 oyuncunun 90 dakika boyunca verdiği mücadele olarak görmek, bu oyunun ruhunu anlamamak demektir. Futbol; tribündür, tezahürattır, deplasman yolculuğudur, aynı renklerin peşinden kilometrelerce gitmektir. Bazen hiç tanımadığın bir insanla aynı sevinci paylaşmak, bazen de rakip tribünün sesine saygı duymaktır. Tam da bu nedenle futbolun en güzel taraflarından biri olan deplasman kültürünün önüne konulan her yasak, aslında oyunun kendisinden bir parça eksiltir. Batman Petrolspor-Bursaspor karşılaşması öncesinde Bursaspor taraftarlarına getirilen deplasman yasağı da bu açıdan ciddi şekilde sorgulanması gereken bir karar. Üstelik ortada daha da düşündürücü bir tablo var.
Bursaspor Başkanı Enes Çelik’in ifadelerine göre Batman Petrolspor yönetimiyle ilişkiler son derece iyi. Dahası, Batman’daki taraftar grupları da Bursasporlu taraftarları ağırlamak istiyor. Yani iki kulüp arasında dostluk kurulması için zemin hazırken, tribünlerin buluşmasının önüne yine bir güvenlik kararı çıkıyor.
Enes Çelik’in “Biz Batman’a gitmeyelim, Batman buraya gelmesin… Yasaklamak kolay olan. Esas olan tedbir almak. Futbol taraftarla güzel” sözleri tam da burada önem kazanıyor. Çünkü mesele yalnızca Bursaspor taraftarının Batman’a gidip gidememesi değil. Asıl mesele, Türk futbolunda yıllardır başvurulan “en kolay çözüm” anlayışının hâlâ devam ediyor olması. Bir karşılaşmada risk varsa elbette güvenlik önlemleri alınmalı. Kimsenin güvenliğini tehlikeye atacak bir ortamın oluşmasına izin verilmemeli. Ancak güvenliği sağlamanın yolu her zaman taraftarı tribünden uzaklaştırmak olmamalı. Tedbir almak yerine yasaklamak, sorunu çözmek değil; sorumluluğu ortadan kaldırmanın en kolay yoludur. Futbolun ruhu da zaten burada kayboluyor. Deplasman tribünü, bu oyunun ayrılmaz bir parçasıdır. Takımının peşinden giden taraftar, futbolun hikâyesini tamamlar. Şehrini temsil eder, takımına güç verir, rakip takım taraftarıyla aynı atmosferi paylaşır. Elbette zaman zaman gerilim yaşanabilir. Ancak futbolun doğasında rekabet olduğu kadar dostluk ve kardeşlik de vardır. Birkaç kötü örnek üzerinden bütün taraftarları potansiyel tehdit olarak görmek, yıllardır oluşan futbol kültürünü daha da zayıflatır. Batman ile Bursa arasında kurulabilecek güzel bir futbol hikâyesinin önüne de tam olarak böyle bir anlayışla geçilmemeli. Bugün Bursaspor taraftarına getirilen yasak, yarın başka bir takımın taraftarının karşısına çıkabilir. Sonra bir başka maçta aynı gerekçeyle deplasman tribünü kapatılabilir. Böyle böyle futbolun en renkli tarafını, yani taraftarını oyundan uzaklaştırırsak geriye ne kalır? Boş tribünler, sessiz statlar ve yalnızca sahadaki 22 oyuncudan ibaret bir oyun…Oysa futbol bundan çok daha fazlasıdır. Bu nedenle Enes Çelik’in itirazını yalnızca Bursaspor’un başkanı olarak değil, futbolun taraftarla yaşaması gerektiğini savunan bir anlayışın sesi olarak görmek gerekiyor. “Yasaklamak kolay, esas olan tedbir almak.” Bence meselenin özeti tam olarak bu. Kulüpler birbirleriyle iyi ilişkiler kurmaya çalışırken, taraftar grupları misafirperverlik mesajı verirken ve futbolun kardeşlik tarafını öne çıkaracak bir ortam oluşmuşken, çözüm yine yasak olmamalı.
Türk futbolunun artık korkularla değil, sağduyuyla yönetilmeye ihtiyacı var.
Çünkü tribünleri susturarak futbolu koruyamayız. Futbolu korumanın yolu; taraftarı dışarıda bırakmak değil, güvenliğini sağlayarak tribünde yaşatabilmektir.
Ve unutmayalım: Futbol yasaklarla değil, taraftarla güzel.