Liyakat, ehliyet, tecrübe ve vizyon…
Sezer Sezgin’in enerjisi, birleştirici kimliği, tecrübesi ve spora olan tutkusu; bu dört kavramın bir araya geldiğinde bir kurumun önünü nasıl açabileceğinin güçlü bir örneğini ortaya koyuyor.
Üstelik mesele yalnızca tek bir branş değil. Basketboldan voleybola, güreşten atletizme, geleneksel sporlardan altyapıya kadar Bursa’nın sahip olduğu bütün spor değerlerini aynı çatı altında düşünmek gerekiyor.
Çünkü Bursa’nın spor geleceği sadece kupa ve madalyalardan ibaret olmamalı.
Gençlerin spora kazandırılması, altyapının güçlendirilmesi, tesisleşmenin artırılması ve farklı branşların desteklenmesiyle kalıcı bir spor kültürü oluşturulmalı.
Bunun için de kişisel hesapların, günübirlik tercihlerinin ya da makam tartışmalarının ötesine geçmek gerekiyor.

İşin ehline teslim edilmesi gerekiyor.
Şahin Biba’nın Sezer Sezgin konusunda ortaya koyduğu yaklaşım da tam olarak burada anlam kazanıyor. Bazen bir insanın hakkını teslim etmek, yalnızca o kişiye değil; liyakat anlayışına da sahip çıkmaktır.
Biba, Sezer Sezgin’in hakkını Sezer’e teslim etti.
Şimdi sıra, bu güveni başarıya dönüştürmekte.
Bursa sporunun ihtiyacı belli: liyakatli kadrolar, ehil yöneticiler, tecrübeli isimler ve geleceği görebilen bir vizyon.
Sezer Sezgin’in başkanlığındaki yeni dönemin Bursa Büyükşehir Belediyespor’a yalnızca kupalar ve madalyalar değil, Bursa’nın tamamına yayılan güçlü ve kalıcı bir spor kültürü kazandırmasını diliyorum.
Çünkü Bursa, sporun yalnızca konuşulduğu değil, yönetildiği, üretildiği ve başarıya dönüştürüldüğü bir şehir olmayı hak ediyor