Dolar 44,7647
Euro 52,8602
Altın 6.937,27
BİST 14.263,18
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 21°C
Az Bulutlu
Bursa
21°C
Az Bulutlu
Per 20°C
Cum 19°C
Cts 16°C
Paz 15°C

Zihni korunmayan çocuğu hiçbir duvar koruyamaz

16 Nisan 2026 11:05
5
A+
A-

İki gündür içim daralıyor. Bir anne olarak, bir insan olarak… Ekrana bakıyorum, sonra gözlerimi kapatıyorum; ama o görüntüler zihnimden gitmiyor. İnsan kendine şu yakıcı soruyu sormadan edemiyor: Biz çocuklarımıza aslında neyi öğretiyoruz?
​Kabul edelim; hiçbir çocuk bu dünyaya şiddetle gelmez. Bir çocuk, bir cana kıyma fikriyle doğmaz. Ama öğrenir… Bizden öğrenir, ekrandan öğrenir, sokaktan öğrenir. En çok da bizim sessiz kaldığımız, başımızı çevirdiğimiz her yerden öğrenir.
​Bugün çocuklarımızın dünyasına baktığımızda ne görüyoruz? Silahın sıradanlaştığı oyunlar, öldürmenin “puan” kazandırdığı senaryolar, mafyanın ve zorbalığın “güç” diye pazarlandığı diziler… Biz ise bunlara sadece “İzliyor işte” diyoruz. Oysa bir çocuk sadece izlemez; o görüntüyü içine alır, anlamlandırır ve günü geldiğinde uygular.
​Asıl Eksik: Maneviyat ve Hesap Verme Bilinci
​Geçenlerde bir sokak röportajında bir gencin “Ben günahtan korkmuyorum, inanmıyorum” dediğine şahit oldum. Bu sadece bir inanç meselesi değil; bu, aslında hiçbir otoriteye veya kurala karşı sorumluluk hissetmemenin, bir “hesap verme” duygusunun olmayışının dışavurumu.
​İşte tam burada durup düşünmeliyiz. Biz çocuklarımıza neyi öğretmiyoruz?
​Maneviyatı öğretmiyoruz: Bir yaratıcının olduğunu, bu muazzam evrenin bir düzeni olduğunu ve yaptığımız her eylemin bir karşılığı bulunacağını aşılamıyoruz.
​Merhameti öğretmiyoruz: Bir canın kutsallığını, bir kalbi kırmanın ağırlığını, haramın ve başkasının hakkına girmenin manevi yükünü anlatmıyoruz.
​Kendi çocukluğumu hatırlıyorum; bize öğretilen o manevi değerler, birine zarar vermekten veya hakka girmekten çekinmeyi sadece bir kural değil, bir karakter özelliği haline getirmişti. Eğer bir çocuk, kimseden değilse bile bir Yaratıcı’dan mahcup olmaktan çekinirse; vicdanı, başında bekleyen bir polisten çok daha etkili bir koruyucu olur. Kendi iç sesinden korkmayan birini, dışarıdaki hiçbir duvar durduramaz.
​Zihni Korunmayan Çocuğu Hiçbir Güvenlik Kurtaramaz
​Bu mesele sadece güvenlik kapılarıyla çözülecek bir mesele değil. Evet, okullar korunmalı; ancak şunu bilmek zorundayız: Zihni ve ruhu korunmayan bir çocuğu, dünyadaki hiçbir güvenlik önlemi koruyamaz. Eğer bir çocuk gücü şiddette görüyorsa, kazancı başkasını ezmekte sanıyorsa ve empati duygusundan mahrum büyüyorsa; o eksiklik bir gün hepimizin hayatını yakar.

​Ne Ekersek Onu Biçiyoruz

​Ben bir anneyim. Artık korkarak çocuk büyütmek istemiyorum. Sadece akademik başarı peşinde koşan değil, “insan” olmayı öğrenen çocuklar yetiştirmek istiyorum. Merhameti bilen, sınırı bilen, vicdanı olan…
​Çünkü biliyorum ki; vicdanın olduğu yerde şiddet barınamaz.

​Biz bu değerleri bizzat yaşayarak ve yaşatarak öğretmezsek, başkaları onlara çok daha karanlık yollar öğretiyor. Sonra dönüp şaşkınlıkla “Nasıl oldu?” diye sormayalım. Cevap çok net: Biz ne ektiysek, onu biçiyoruz. Artık ekmemiz gereken tohumlar belli: Daha fazla sevgi, daha fazla merhamet ve daha fazla ilahi sorumluluk.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.