Unutmak sağlıklıdır!

Ama gerçekten öyledir. Bilimsel olarak da kanıtlarım.

Eğer “sürekli geçmişte” kalırsanız, depresyonun pençesinde, aksine “ben sürekli geleceği düşünüyorum” derseniz de kaygı bozukluğu yaşıyor olmanız muhtemel.

Şimdi tabi yazmak kolay, sende durumlar nasıl derseniz?

Kabul edilebilir seviye diye yanıt verebilirim.

Sürekli bu konuya değiniyorum yazılarımda; danışanlarıma da anlatırım her defasında.

Bizim duygularımızdan önce her zaman düşüncelerimiz geliyor. Yani ‘öyle hisse kapıldım’dan önce “Öyle düşündüm” geliyor. Ama bu ani gelen kısa içerikli düşünceleri yakalamak oldukça zor.

Son yazımda anda olmak ya da geleceğe minik ziyaretlerden bahsetmiştim. O anın sıkıcılığından, stresinden kurtulmak için.

Şimdi bir öneri daha…

Kendinize adınızla hitap edin.

“Ne oldu Ayşe, ne hissediyorsun?”

Arkadaşınızla konuşur gibi.

İnsanların en sevdiği sözcük kendi adıymış. Çok özseviliyiz.

Endişe oluk oluk kalbinize akarken sorun.

“Ne oldu şimdi böyle hissetmene sebep ne, Ayşe sana rahatsızlık veren şey ne, bir başkası bu durumda aynı tepkiyi verir miydi, bir arkadaşın bu sorunuyla sana gelseydi ona ne derdin Ayşe?”

Bazı durumlara aşırı tepkiler veriyoruz. Sebebi de çok açık. Geçmiş yaşantılarımız.

Geçmişte ne yapıldıysa yapıldı. Artık bakmamız gereken yer bugün ve gelecek.

Bugün bizi üzen şey geçmişin kendisi değil geçmişi sürekli sırtımızda taşıyarak yürümeye çalışıyor olmak.

Hepimizin yaşadığı bir olay bazı kişileri daha çok etkiliyor.

Neden?

Örneğin, evde yalnız başınasınız, arka odadan bir ses geldi.

Aklınızdan neler geçiyor?

Şimdi tam burada yazıya bir mola.

Biraz düşünün. Neler geçti aklınızdan?

Rüzgar açmış olabilir.

Kedi girmiştir.

Hırsız. Cin.

Şimdi eğer ‘rüzgardır’ demişseniz muhtemelen duygu durumunuzda bir farklılık oluşmamıştır. Ya da kedi. Tabi o da fobi yoksa.

Ama diğer seçenekler pek iç açıcı değil. Eminim kaygı, korku, gerginlik, titreme, gardını alma, bildiğimiz dualara hızlı giriş.

Bakın olay aynı ama otomatik düşüncelerimiz farklı.

Bu durumda da duygularımız ve davranışlarımız da farklı oluyor. İşte burada alternatif düşünceler ya da düşündüğünüz o felaket senaryosunun ne kadar gerçek olabileceğinin kanıtlarını aramak lazım. Düşüncem ne kadar gerçekçi?

Mesela benim evime kedi girse kedi sever biri olarak kedinin ne kadar korkacağını düşünürüm ve onu tedirgin etmeden nasıl çıkarırım diye düşünürüm.

Ama aksine fobisi olan biri nasıl davranır?

Ya da bazılarımız kedilerin onlara zarar vereceğini düşünüyorken ya da onları görmek bile endişeye kapılmalarına sebep oluyorken bazı insanlar birlikte uyuyor. Bu insanların kedilerle bir anlaşması mı var sizce?

Neden size de onlara değil?

Geçmişte yaşadığımız bazı anıların bugün gibi canlı kalması çoğu zaman modumuzu düşürüyor. Hangi anılar işlevli hangileri günlük yaşam işlevimizi bozuyor tahlil etmek çok önemli.

Unutmak iyidir sağlıklıdır demiştim.

Yapılan bir araştırmada Alzheimer hastalığı yaşayan bireylerin her şeyi tamamen unuttuğunda travmaları tamamen silindiğinde diyabet de dahil tansiyon, mide gibi hastalıklarının geçtiği tespit edilmiş. Hatta bu hastaların kanser olma riski yüzde 43 azaldığı gözlenmiş.

Yani ‘buyurun Demans’a’ demiyorum ama çok şey etmemek lazım sanki.

Müzeyyen Çuhadar

Psikolojik Danışman
Kasımova Psikoloji Merkezi

psikolojikdanışman_mcuhadar

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

porno porno izle hd porno porno seyret sikiş izle hack forum

betmarino aresbet betnano asyabahis mroyun bahigo mobilbahis bets10 imajbet betper