Gebelikte Kansızlık Anne ve Bebeğin Sağlığını Tehdit Edebilir
Özel Medicabil Sağlık Grubu Nilüfer Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Erdoğan Aslan, gebelik döneminde görülen kansızlığın hem anne adayının yaşam kalitesini düşürdüğünü hem de bebeğin gelişimini olumsuz etkileyebileceğini belirterek, yorgunluk, nefes darlığı ve baş dönmesi gibi belirtilerin ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi.
Gebelik döneminde yaşanan yorgunluk, halsizlik ve nefes darlığı çoğu zaman hamileliğin doğal bir sonucu olarak değerlendirilse de, bu belirtilerin altında kansızlık (anemi) yatabiliyor. Özel Medicabil Sağlık Grubu Nilüfer Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Erdoğan Aslan, gebelikte görülen aneminin anne ve bebek sağlığı üzerinde ciddi etkiler oluşturabileceğine dikkat çekti.
Gebelik sürecinde vücuttaki kan miktarının doğal olarak arttığını belirten Prof. Dr. Aslan, bu durumun daha fazla kırmızı kan hücresi üretimini gerektirdiğini ifade etti. Kırmızı kan hücrelerinin vücuda oksijen taşıdığını hatırlatan Aslan, yeterli demir ve vitamin alınmadığında kansızlık gelişebildiğini söyledi.
Gebelikte hafif düzeyde aneminin sık görülebildiğini ancak ağır kansızlığın hem anne adayının yaşam kalitesini düşürdüğünü hem de bebeğin gelişimini olumsuz etkileyebildiğini belirten Aslan, bu nedenle gebelik takiplerinde yapılan kan testlerinin büyük önem taşıdığını vurguladı.
Demir eksikliği en sık görülen neden
Gebelikte en yaygın anemi türünün demir eksikliği anemisi olduğunu kaydeden Prof. Dr. Erdoğan Aslan, folik asit ve B12 vitamini eksikliğine bağlı kansızlıkların da görülebildiğini ifade etti. Çoğul gebelik yaşayanlar, yeterli demir tüketmeyenler, gebelikleri arasında kısa süre bulunan kadınlar, yoğun adet geçmişi olanlar ve gebelik bulantıları nedeniyle sık kusan anne adaylarının daha yüksek risk altında bulunduğunu belirtti.
Bebekte gelişim sorunlarına yol açabilir
Kansızlığın yalnızca anne adayını değil bebeği de etkilediğini dile getiren Aslan, bebeğin ihtiyaç duyduğu demir, B12 vitamini ve folik asidi anneden aldığını hatırlattı. Tedavi edilmeyen aneminin özellikle gebeliğin ilk aylarında bebeğin gelişimini olumsuz etkileyebileceğini belirten Aslan, erken doğum, düşük doğum ağırlığı ve doğum sonrası bebekte kansızlık riskinin artabileceğini söyledi.
Belirtiler göz ardı edilmemeli
Gebelikte aneminin bazen belirti vermeden ilerleyebildiğini ifade eden Prof. Dr. Erdoğan Aslan, sürekli yorgunluk hissi, üşüme, nefes darlığı, baş dönmesi, çarpıntı, baş ağrısı, soluk cilt görünümü ve huzursuz bacak hissinin önemli uyarı işaretleri arasında yer aldığını kaydetti.
Aneminin genellikle tam kan sayımı testiyle kolaylıkla teşhis edildiğini belirten Aslan, gerekli durumlarda demir depoları ile B12 ve folik asit düzeylerinin de değerlendirildiğini söyledi.
Beslenme ve takviyeler önemli
Tedavinin kansızlığın derecesine göre planlandığını belirten Prof. Dr. Erdoğan Aslan, hafif ve orta düzeydeki anemilerin çoğu zaman demir takviyesi ve prenatal vitaminlerle düzeltilebildiğini ifade etti. Ağır anemi vakalarında ise doktor kontrolünde daha ileri tedavilere ve gerektiğinde kan transfüzyonuna başvurulabildiğini söyledi.
Anne adaylarının demir açısından zengin besinleri düzenli tüketmesi gerektiğini vurgulayan Aslan, koyu yeşil yapraklı sebzeler, baklagiller, kırmızı et ve hindi etinin önemli demir kaynakları olduğunu belirtti. Demirin emilimini artıran portakal, mandalina, domates ve biber gibi C vitamini yönünden zengin besinlerin de beslenme programında yer alması gerektiğini kaydetti.
Gebelik döneminde yaşanan baş dönmesi, nefes darlığı, çarpıntı, aşırı halsizlik ve soluk cilt gibi belirtilerin hafife alınmaması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Erdoğan Aslan, erken teşhis edilen aneminin çoğu zaman başarılı şekilde tedavi edilebildiğini, ihmal edilen kansızlığın ise hem anne hem de bebek sağlığı açısından ciddi riskler oluşturabileceğini sözlerine ekledi.