Futbolu şiddet bataklığı olmaktan kurtaralım!
Futbol öylesine güzel bir spor dalı ki; bu dünya vitrininin en çok sevilen sporu futbola kimsenin gölge düşürmeye hakkı yoktur.
Yapılan bütün araştırmalar en çok sevilen spor dalının futbol olduğunu göstermiştir. Futbol her zaman tüm spor dallarından daha fazla ilgi çekmiştir. En fazla seyirci çeken, heyecan veren ve gönüllerde taht kuran futbolu; futbolun ruhundan anlayamayanlar, futbolu bilmeyenler ve futbolu sevmeyenler, sadece onu kullanmak, show yapmak, stres atmak hatta hakaret etmek için izlememelidirler. Bunlar futbola zarar verenlerdir.
Sportmenliğin yoluna takoz koyan zorbalar, külhanbeyi yorumcular, adil olmayan korkak hakemler ve dürüst olmayan yöneticiler, karmaşık ilgisiz federasyonlar oldukça, tribünlerdeki ve sahalardaki futbol şiddeti bitmez.
Dünya çapındaki futbolda şiddet olarak en ciddi olay 1985 yılında Avrupa Şampiyonlar Ligi finalinde Heysel’deki Liverpool-Juventus maçında yaşananlardır.
Bu maçta 50’den fazla insan yaşamını kaybederken, aynı zamanda yüzlerce insan yaralanmıştır. Bu olay dünya çapında bir tepki uyandırmıştır. Bu facia niteliğindeki maçtan İngilizler kendilerini cezalandırarak büyük bir ders çıkarmıştır.
UEFA’nın kendilerine verdiği iki yıllık cezayı az bulan İngilizler, ayrıca bununla yetinmeyip extradan, kendilerine verilen cezanın üzerine ceza verip 6 yıl Avrupa kupalarına katılmama kararı almışlardır. Bu dik duruşla dünyada kaybolan itibarlarını tekrar geri almışlardır. Bu davranış otoriteler tarafından asil bir davranış olarak kabul edilerek, İngilizler takdir edilmişlerdir. Bununla beraber benzeri olaylar İtalya’da da yaşanmıştır.
Türkiye’de ise bu olaylara karşı bulunabilen ilginç çözümler, para cezası, saha kapatma cezası, şehir dışında 300-500 km. uzaklıkta maç oynatma cezası gibi hiçbir geçerliliği olmayan, amaçsız, ciddiyetsiz, çaresizlikle yapılan akılsız çözümler üretilmiştir. Bu cezaların hiçbiri caydırıcı bir çözüm olmadığı gibi, aksine bu cezalar çoğu zaman ceza alan takıma mükafat olarak dönmüştür.
Türkiye’de yaşanan olaylar hafife alınmamalı, bu olaylara son verilmesi için ağır yaptırımlar getirmeli. İnsanlar futbolu korkuyla değil, mutlulukla izlemelidir. Kadıköy, Şükrü Saraçoğlu örneğinde olduğu gibi bütün stadlar şiddetten arındırılarak, güvenli hale getirilmelidir.
Futbol şiddeti ve öfkesi çok ciddi bir tehlikedir. Gün geçtikçe daha da tehlikeli olacağı aşikardır. Bu ciddi durum ayakta tedavi edilmemeli, derhal masaya yatırılmalıdır.
Bu durum karşısında emniyete, sivil toplum örgütlerine, futbol federasyonuna, merkez hakem komitesine ve devletin yargı organlarına çok ciddi görevler düşmektedir. Bir an evvel bu duruma el koymalıdırlar.
Futbol terörünü ve kirli oyunları bertaraf eden İngiltere’yi ve İtalya’yı örnek alıp, ders alsak hiç fena olmayacaktır. Bravo İngiltere’ye, bravo İtalya’ya. Bir futbol adamı olarak kendilerini tebrik ediyorum.
Futbol izlemek yerine öfke, kin ve nefret tohumları görmekten bıktık artık. Gün geçtikçe futbol sevgisini azaltan, hatta futbol topunu bile üzen bu çirkin olaylara soğukkanlı bir şekilde, sıcağı sıcağına ciddi önlemler alınacağını umuyorum.
Futbol şiddet bataklığı olmaktan kurtulmalı! Tüm futbolseverlerle birlikte, ülkesini seven herkesi göreve davet ediyorum.
Futbolu şiddet bataklığı olmaktan kurtaralım!
Unutmamak gerekir ki; futbol bir oyundur. Oyun bitince şah da, piyon da aynı kutuya girer!
Hakan Cerrahoğlu