Dolar 48,2370
Euro 55,9200
Altın 6.908,74
BİST 14.641,56
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 29°C
Hafif Yağmurlu
Bursa
29°C
Hafif Yağmurlu
Pts 31°C
Sal 32°C
Çar 32°C
Per 31°C

Erkek kendi evinde neden misafir gibi hisseder?

30 Ağustos 2026 14:36
54
A+
A-

Evlilik, iki farklı kültürün, alışkanlığın ve sınır anlayışının aynı çatı altında buluşma çabasıdır. Ancak sahada ve danışmanlık odalarında sıklıkla karşılaştığımız bir gerçek var: Erkeklerin bir kısmı, evlendikten sonra “Burası benim evim, rahat edeyim, istediğim gibi yaşayayım” hissini kadınlar kadar rahat sahiplenememekten ve kendi yuvalarında dahi bir nevi eğreti veya diken üstünde hissetmekten şikayetçi.

Toplumsal cinsiyet rollerinin getirdiği geleneksel kodlar, evi kadının mahremiyet ve düzen alanı olarak tanımlar. Erkek de dış dünyada mücadele verip eve geldiğinde bekarlık dönemindeki konforu arar; ancak evlilikle birlikte evin düzeni, estetiği ve sosyal sınırları çoğunlukla kadının normlarına göre şekillenir. Erkek kendi arkadaşını davet etmek ya da evde kendi istediği gibi vakit geçirmek istediğinde, bu istek eşinin düze sınırına takılabilir. Bu durum, erkeğin evde patron ya da ortak hissetmek yerine, kuralları belirlenmiş bir alanda misafir gibi davranmak zorunda kaldığı hissini doğurur.

Erkeklerin sıklıkla dile getirdiği bir diğer nokta da kök ailelerle kurulan dengedir. Birçok erkek, eşinin ailesini ziyarete gittiğinde bunu bir uyum ve görev anlayışıyla, büyük bir duygusal yük yapmadan gerçekleştirdiğini düşünür. Kendi ailesine gidildiğinde ise eşinin aynı rahatlığı, isteği veya hoşgörüyü göstermediğini hissettiğinde “Ben uyum sağlıyorum, ama aynı çaba bana gösterilmiyor” algısı oluşur.
Buradaki sosyolojik ve psikolojik ayrım şurada yatar:



• Kadınlar, erkek tarafının ailesine gittiğinde üzerlerinde daha fazla toplumsal rol beklentisi (hizmet, uyum, onay alma) hissederler; bu da ziyareti bir baskı alanına dönüştürür.
• Erkekler genellikle eşlerinin ailesinin evinde damat olarak el üstünde tutulma konforunu yaşadıkları için o ortama uyum sağlamak onlar için daha az zahmetlidir.
• Erkek, eşinin kendi ailesine karşı mesafesini doğrudan şahsına veya ailesine yapılmış bir reddediş olarak algılayabilir.

Evlilikte erkeğin kendini “yuvamda bile özgür değilim” kıskancına kapılması, uzun vadede duygusal geri çekilmeye ve pasif agresif tepkilere yol açar. Bir evin gerçek anlamda yuva olabilmesi, taraflardan birinin konfor alanı yaratırken diğerinin alanını daraltmamasıyla mümkündür.
Bu dengeyi kurabilmek için:

• Evin düzeni ve misafir ağırlama trafiği sadece bir tarafın onayına bağlanmamalı, iki tarafın da kendini rahat hissettiği ortak kurallar geliştirilmelidir.
• “Ben senin ailene gidiyorum, sen neden gelmiyorsun?” kıyaslaması yerine, ziyaretlerin her iki taraf için de nasıl daha az stresli hale getirilebileceği konuşulmalıdır.
• Bekarlık konforunun tamamı evliliğe taşınamassa da, eşlerin ev içinde kendilerine ait küçük özerk alanlar ve rutinler oluşturmasına fırsat tanınmalıdır.

Evlilik, kimliğimizden ve özgürlüğümüzden vazgeçtiğimiz bir alan değil; tam aksine, her iki tarafın da “ben” kalarak “biz” olmayı başarabildiği güvenli bir liman olmalıdır.

Sonuç olarak; erkeklerin evde kendilerini misafir gibi hissetmedikleri, kadınların da ev üzerindeki sorumluluk yükü altında ezilmedikleri bir dengeyi kurmak imkansız değildir. Bir erkeğin kendi evinde koltuğuna uzanıp zihnini dinlendirebilmesi, arkadaşını davet ederken çekinmemesi ya da kök ailesiyle kurduğu bağda eşinin samimiyetini hissedebilmesi, evliliğe duyduğu aidiyeti güçlendirir. Bir evin kapısı dışarıya kapandığında içeride kalan his baskı değil, huzur olmalıdır. İki tarafın da “burası benim de yuvam ve ben burada tamamen kendim olabiliyorum” diyebildiği gün, evlilik rekabetten çıkıp gerçek bir yoldaşlığa dönüşür.

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.