Emeklinin tenceresinde dert pişiyor!
Emeklinin tenceresinde yemek yerine dert piştiğini dile getiren TÜED Uludağ Şube Başkanı Kenan Pars, “Çalmadık kapı bırakmayacak, sesimizi daha da yükselteceğiz.” dedi.
TÜİK’e göre; aylık enflasyon yüzde 1,84, yıllık enflasyon yüzde 31,51 oranında gerçekleşti.
Enflasyon Araştırma Grubu EN-AG’a göre ise tüketici fiyatları bir önceki aya göre yüzde 2,24 oranında arttı, yıllık enflasyon ise yüzde 49,03 olarak hesaplandı. Rakamların gerçekten kopuk olduğunu söyleyen Türkiye Emekliler Derneği (TÜED) Uludağ Şubesi Başkanı Kenan Pars, emeklilerin giderek ağırlaşan geçim sıkıntısına ilişkin sert açıklamalarda bulundu.
MUTFAKTAKİ ATEŞ BÜYÜYOR
Temmuz ayı enflasyon rakamlarının ardından emeklilerin yaşadığı gerçek enflasyonun rakamlara sığmadığını belirten TÜED Uludağ Şube Başkanı Kenan Pars, “Rakamlar, acı gerçeği ortaya koymakta son derece yetersiz. TÜRK-İŞ’in araştırmasında dört kişilik bir aile için açlık sınırı 37 bin 388 liraya, yoksulluk sınırı 121 bin 786 liraya yükseldi. Mutfak enflasyonu da yıllık yüzde 37,90 olarak hesaplandı. Mutfaktaki ateşi anlatmaya kelimeler yetmiyor. Emekli pazara gidiyor, filesini dolduramadan dönüyor. Markete giriyor, ihtiyacının yarısını alamıyor. Faturasını ödüyor, mutfaktan kısmak zorunda kalıyor. İlaç alıyor, sofrasından eksiltiyor. Emeklinin hayatı artık ‘Neyi alabilirim?’ hesabından çıkıp ‘Neyi almasam olur?’ hesabına dönmüş durumda. Bu, kabul edilebilir bir tablo değildir.” diye konuştu.
‘SESİMİZİ DAHA DA YÜKSELTECEĞİZ’
Rakamların, emeklinin günlük hayatındaki karşılığının çok daha ağır olduğunu da vurgulayan Kenan Pars, şu ifadeleri kullandı: “Mücadelemizi büyüteceğiz. Emeklilerimizin sorunlarının çözümü için uzun süredir yoğun bir temas ve ziyaret trafiği yürütüyoruz. Parti ayrımı olmaksızın çalmadık kapı, anlatmadık sorun bırakmayacağız. Çok sayıda ziyaret gerçekleştirdik. Dosyalarımızı sunduk, çözüm önerilerimizi anlattık. Bundan sonra da aynı kararlılıkla devam edeceğiz. Çünkü emekli, bu ülkenin çimentosu, çakıl taşıdır. Bu ülkenin kalkınmasında, büyümesinde rol alan büyük bir topluluktur. Ülkeye yıllarını vermiştir. Primini ödedi, vergisini ödedi, çalıştı, üretti. Bugün geldiğimiz noktada emekliye ‘İdare et!’ denilemez. Emekli, başkasının eline bakarak yaşamak zorunda bırakılmamalıdır. Bizim mücadelemiz bunun içindir. Emeklinin tenceresi boşalırken sessiz kalamayız. Bıçak kemiğe dayanmayı geçti, kemiği parçaladı. Biz bunu defalarca söyledik. Bundan sonra daha yüksek sesle söyleyeceğiz. Buradan açıkça söylüyorum: Emeklinin sofrasındaki yangın söndürülmeden, emeklinin yüzü gülmeden bu mücadele bitmeyecek. Artık emeklinin sesini duymayanlara değil, bu sesi duyması gereken herkese daha güçlü sesleneceğiz.”