Power butonuna basarak Valerian’ı acilen gönderen Beşiktaş’da yeni umutların pili, Şenol Güneş.
Kimilerinin gözünde kulağında hala, “O ağacın altını, O güzel günleri bilmem hatırlıyor musun” şarkısı çalıyor… Ya da Ferdi Tayfur şarkısı gibi “Batan Güneş” den aydınlık bekleniyor. Siyah Beyaz acıklı filmler misali…
Beşiktaş’ı zirveye taşıyacak isim Şenol Güneş ise eğer; Beşiktaş farklı bakıştan renkli bir ışık üretmeyi unutmuş demektir.
Şenol hoca Beşiktaş için “çıkmaz sokak” levhasıdır. Teknik Direktör rütbeli, O sokakta bir villada oturan…
Onunla zirveyi hedeflemek geriye pedal çevirmekten başka bir şey değildir.
Beşiktaş’ta şu an “kucaktaki bomba” kimdir diye sorsalar, Şenol Güneş derim.
Tesadüfler yolcusu, maç kaybetme mütehassısı ve boş futbol anlayışıyla futbol gecelerinin el freni diye de eklerim.
Adresini bulamayan bir mektuptur, Şenol bey… “Trabzonspor’u da seviyorum, Beşiktaş’ı da seviyorum” diyen. Kalp kırmakla- Cam kırmanın arasındaki farkı bilmeyen.
Taşı cama değil, yeniden teknik direktör olduğunuz Beşiktaş’ın kalbine attınız! Şenol Hoca.
Hiçbir Beşiktaş’lı 2 gönüle sevdalı bir hocayı asla kabul etmez.
3 Büyüklerden Beşiktaş’ta da “Aşk iki kişilik tek yürektir” Şenol Bey! Hem Trabzonspor’u seviyorum, Hem Beşiktaş’ı değil..!
Futbola hizmet etmenin yolu üretmektir, futbolun simya formüllerini bilmektir. İki gönüle sevdalı karikatür çizmek, sanal güneşlerle kuraklık yaşamak değildir…
Sonuç olarak;
Futbolumuzda şans ruletleri hep aynı adamların numaraları üzerine dönüyor, Kendisine “Paydos Zili” çalan donanımsız hocaların cepleri yeniden zenginleşiyor…
Beşiktaş, Valerian İsmael’i arayabilir,
Kucaktaki bomba Güneş ile buz tutabilir!
Evvelce Kadıköy’de oynadığı tiyatro gibi, drama ustası Şenol hoca bu sefer kabahati kimlere yükler, bilinmez…