Anlamak

Bir sözün, bir simgenin, bir olay ya da davranışın ne demek olduğunu, neyi gösterdiğini kavramak olarak tanımlanmaktadır anlamak sözcüğü. Bildiklerini yeni bilgilerle birleştirip bir yoruma ulaşmak olarak da yorumlanabilir.  Herkes her şeyi anladığını düşünür ve öyle kabul eder genellikle. Ama düşündüğümde insanların her şeyi anlamasının pek de mümkün olamayacağı sonucuna ulaşıyorum kendimce.

Çocukluğumuzdan itibaren anlamaya çalışırız. Önce çevremizi, ailemizi, dünyayı anlamaya çalışırız. Okuma yazma öğrendikten sonra okulda öğretilenleri ya da okuduklarımız anlamaya çalışırız. Ne kadar başarılı olursak o kadar iyi bir öğrenci sayılırız. Sadece okumak değil okuduğunu anlamak çok önemlidir. Bir köşe yazısı okuruz bazen. Yazarın ne demek istediğini anlamaya çalışırız. Bir siyasetçinin demeçlerini dikkatlice inceler ve satır aralarını okumaya özen gösterir, yazılanların kelime anlamlarının yanı sıra aslında ne demek istediğini çözümlemeye çalışırız.

Ancak, her insan bir şeyler anlamak zorunda hissetmez kendisini. Dümdüz yaşamayı seçmişlerdir bazıları ve incelikten yoksun, kaba ve nadan olabilmektedirler. Onlar için hayat çok kolaydır. Kitapta yazılı olanın dışında ne olduğu pek umurlarında değildir ve bu nedenle hiç yormazlar beyinlerini. Öylece mutlu yaşarlar, etraflarındaki insanların bundan dolayı mutsuzluğu pek de umurlarında değildir. Zira anlamazlar etrafındaki insanları mutsuz ettiklerini. Hatta bu tipler için güzel sözler de vardır, örneğin; “dağdan kestim kereste, kuş besledim kafeste.” Galiba hayat sadece onlara güzel.

Bir de anlamak ve anlaşılmak isteyen hassas ruhlu insanlar vardır ki hayat bunlar için oldukça zordur. Karşısındakileri ve etraflarındaki insanları kırmamak için çaba sarf ederler ve onları anlamaya çalışırlar. Bu nedenle pek de kibar ve zarif insanlardır. Kabalıkları hiç yoktur ve içlerinde yaşar ve yaşatırlar her şeyi. Domdom söylemezler her şeyi, bir incelik ve zarafet içinde söyler ve karşılarındaki insanları bunu anlamalarını beklerler. Sanatçılar da genelde bu tip insanlar arasından çıkar. Edebiyatın ve müziğin ana unsurlarıdır bu insanlar. Mesela Nazım Hikmet’in “Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane parkında, ne sen bunun farkındasın ne de polis farkında” dizelerindeki incelik ve zarafet gibi. Anlaşılmadıklarını hissettiklerinde o narin kabuklarının içine çekiliverir ve “ANLIYORUM” deyip susarlar. Bu aslında zarafetlerinden dolayı diyemedikleri “SEN TAM BİR ÖKÜZSÜN”  demektir.

Bir de kişinin kendini anlaması vardır ki bana göre bu en önemlisidir. Kendini anlayabilen kişi zaten doğal olarak karşısındakini de anlayabilecektir. Bunun için insanın çok okuması, bilgi ve kültürünü artırabilmesi ve dolayısıyla kendisini geliştirebilmesi gerekmektedir. Kendisini geliştirebilmiş kişi, kendi ruhunu, duygu ve düşüncelerini daha iyi çözümleyebilecek ve nasıl bir insan olduğu hususunda bir fikre ulaşacaktır. Böylece karşısındaki ve etrafındaki tüm insanları anlaması da kolaylaşacaktır. Koca Yunus’un dediği “Bir ben vardır bende, benden içeri” sözlerini özümseyebildiğimiz an büyük bir adım atmış olacağız kendi iç dünyamızda. Böylece anlamak ve anlaşılmak zor olmayacaktır.

Anlamak ve anlaşılabilmek dileğiyle.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

porno porno izle hd porno porno seyret sikiş izle hack forum

betmarino aresbet betnano asyabahis mroyun bahigo mobilbahis bets10 imajbet betper