SÜR EŞEĞİ NİĞDE’YE
A Milli Futbol Takımımız Dünya Kupası’nın son maçında ev sahibi ABD Futbol Milli Takımını 3-2 yenerek turnuvaya veda etti.
İlk olarak futboldan bahsetmek adettendir, ben de oradan bir girizgah yapayım. Özellikle bu turnuva maçlarında grup aşamasında takımların daha güvenli ve risk almadan beşli defans ile oynadığını, hücuma çıkarken kanat beklerinin orta sahaya destek verdiğini ve fizik mücadelenin en üst düzeyde olduğunu herkes anlamış durumda. Yenemiyorsan bile yenilmeden bir puanı garantilemek grup maçlarında çok değerli, elbette atabildiğin kadar gol atmak averaj açısından da getirisi olan bir kaynak. Bu sabah yine saatlerimizi her şeye rağmen kurarak ekranların başına geçtik ama her zamanki gibi daha kadroları idrak edemeden, Kargalar bile kahvaltısını edemeden ilk golü kalemizde gördük. Günümüz futbolunda kornerler ve taç atışları artık başlı başına bir taktik ve asist olarak değerlendirilebilecek bir aksiyon. Milli Takım olarak ilk golü kornerden gelen topla, ikinci golü ise taçtan gelen bir topla yediğimizi hatırlatmak isterim. Milli Takımın ilk maçta yok ettiği sağ bek mevkisinde Montella yine bir ince ayar çekmiş ve sanki bana nazire yaparcasına “double sağ kanat bek” yaratmış. Rakip hücumlarında Zeki’yi biraz daha sağ stopere yaklaştırırken Oğuzu ‘da Weah’ın karşısına dikmiş. Bence makul olması gereken, savunma güvenliği için doğru bir hamle. Stoperde ise tek hamlelik ağır Merih’in yerine, iyi bir Bundesliga referansı olan fizik olarak daha güçlü ve hızlı Ozan Kabak da mantıklı bir tercih. Sol kanatta ise ofansif yönün den daha çok defansilf beklentiler içindeki Eren Elmalı’nın yer alması beni rahatsız etmedi. Orta sahada daha agresif ve dikine oynayan savunma ağırlıklı Salih kendi ve takımı adına olumlu işler yaparken, Orkun da oyunda kaldığı sürece en verimli maçını oynadı diyebiliriz. Forvette ise Barış’ın sağ kanatta konumlanmayınca futbol IQ’sunu soruşturulması gerektiğini düşünüyorum. Dünya Kupası gibi bir vitrinde patlama yapması gereken Barış’ın elle kolla rakibi itirrek kaktırarak top almaya çalışması, haklı çalınan fauller sonrası şaşkınlıklar yaşaması gerçekten çok ilginç. Gelelim 3-2 yendiğimiz ve maç sonu çılgınlar gibi sevindiğimiz rakip takıma; ABD Milli Takımı ilk iki maçta gruptan çıkmayı garantilediği için kaleci dahil 10 farklı oyuncu ile sahaya çıktı. Sadece orta saha oyuncusu McKennie dışında ağır bir rotasyon vardı rakibimizde.
Şimdi hemen “Biz işte buyuz, ilk iki maçta neden böyle oynamadık, gerçek oyunumuzu oynadık, grup liderine sahayı dar ettik gibi edebiyat yapmak traji komik olacağı için bunlara girmeyi uygun bulmuyorum. Sonuçta gruptan çıkmayı garantilemiş rotasyonlu bir takım ile gruptan elenmeyi garantilemiş üstelik herhangi bir iddiası kalmamış iki takım arasında maç oynandı.Elbette futbolun sonuç oyunu olduğu, galibiyetin değerli olduğu ve ülke sıralaması açısından diplere indiğimiz şu günlerde alınan galibiyetin de tutunacak bir dal alduğu da gerçek.
24 yıl sonra katıldığımız ve turnuva takımı olmadığımızı teyit eden bir Dünya Kupası’nı geride bıraktık. Futbol adına çok fazla konuşulacak, yazılacak, çizilecek bir iz bırakmayan turnuvaya Rahmi Karatay’ın dizeleriye veda edelim istedim;
Servi gibi ümitler döndü birer iğdeye,
Geçti Bor’un pazarı, sur eşeği Niğde’ye
Servi gibi ümitler döndü birer iğdeye,
Geçti Bor’un pazarı, sur eşeği Niğde’ye