Göle yoğurt mayaladım ve tuttu
Bakalım bugün buraya kimler toplanmış!! AA herkes;) Konuşunca sesim çok yankı yapıyor ve ne yazıkki maalesef bağırdığımda bana geri dönen ses benim sesim değil. (yankı teoremi) biraz sessiz kalalım mı! Orada bizi duyamazlar ve kendi aramızda konuşabiliriz. Zaten biz kendi aramızda konuşmayı çok iyi bilen bir milletiz. Kalbi uyanan bir millet olarak, biz bu hizada yani 0, dan 1′ e çıktığımızda. Birlik olmayı öğrenmeliyiz. Bu kapı 1 kapısı. Yani hiçlikten hepliğe çıkmışız zaten, çok zor günler geçirmişiz, asmışız, kesmişiz, kırmışız, üzmüşüz, yıpratmışız işte,, ama bundan sonra Muhammed ismi ile oturttuğumuz bedeni, Mustafa Kemalin iradesi ile sağlamlaştırdığımız omurgamızı, Mevla anamızın aşkı ile canlandırdığımız kalbimizi yeniden hatırlama zamanı. (Nasıl bir bedene diziyorum isimleri farkında mısınız) Burada verdiğim isimlerin yerine, başka isimlerde yazabilirdim, bana göre şu anda Türkiye’ de yaşayan her isim en az yukarıdaki isimler kadar değerlidir. Sadece kendilerini 0’dan 1’e nasıl taşıyacaklarını bilmiyorlar.(Bu arada 0′ dan 1’e gitmek, 1 den 2 ye gitmek kadar kolay değildir, okadar mesafe vardır ki inanamazsınız. Dimdik bir yokuş. 0 ‘dan 1 ‘e giderken dimdik bir yokuş çıkarsın ama sonra 1 den 2 ye doğru giderken eğimler yataydır. (Unutmayın sonra lazım olacak) Bu arada sen kendi tarihini çözdüğünde kendini 0 dan 1 e taşımış oluyorsun. Mesela diyelim ki Hasan Tahsin ile Kıvanç Tatlıtuğ eşleşti ise o da bu hikayeye uyanırsa, kendini 0 dan 1 e taşımış olacaktır. (Misal canım yok öyle bir şey)
Şimdi kelebek teoremi ile kelebek etkisi yaratarak farklı bir konuya geçiyorum. Ne geldi aklıma biliyor musunuz: Benim Çin seyahatim esnasında İlber hoca öldü. Tam o sıra da dedim ki, artık benim de yaşamamın pek bir anlamı yok:( Ve rehberimiz derinden gerçek bir ses tonuyla Çinlilere dikkat edin, çok sinsi bir millettir dedi. Bu İlber hocanın sesi olabilir miydi, ‘Aman Allahım Deep Seek’ ile İlber hocamızı bizden almış olabilirler miydi. Eğer bu durum tam olarak böyleyse onların bizim tarihimize olan borçlarını sandık dolusu altınlar bile ödeyemezdi. Ozaman demekki zamanı geldiğinde yeniden Çin seddi (Deep Seek’e karşı)yapmak zorunda kalacaktık.
Bu hikayelerde anlatmaya çalıştığım şey hikayeden ziyade kurgusudur: Derinden bir üzüntü duymak ve derin bir üzüntünün arkasından ağzımdan çıkan söz ve aynı derinlikte bir uyarı bir ikaz. Duyduğun üzüntü nekadar gerçek ve derinse, gelen seste bir okadar derin ve gerçek. Bir de düşlediğin hayal nekadar kalptense bir okadar da yukarıda;)
Bu üzüntü biraz fazla geldi deyip Nasreddin hocayı çağırıyorum ve soruyorum: Hocam sen bu eşşeğe neden ters biniyorsun diye, o da diyor ki: ‘Hikayeyi düzden anlatacak birini bulursam eşşeğe düz bineceğim’.Tamam diyorum birlikte başlayalım ve boynumdaki altın paralardan birini ona veriyorum, şaşırıyor gözleri fal taşı gibi açılıyor ve eve karısının yanına gidip: ‘hanım hanım koş kızımızı bulduk diyor’ (ee sen dememişmiydin parayı veren düdüğü çalar diye;) şimdi sıra sende. Ben göle yoğurt mayalamayı Nasreddin hocamdan öğrendim. Benimki tuttu, sizinki niye tutmasın;) Eşşek ses tınısı eşek’e daha çok yakıştığı için öyle yazdım. Oraya çocuklar sessiz olmayı eşşeklerden öğrensin diye çift (şş) koydum. hişşşşt kimse duymasın…
Bir de bu hikaye de size kurnaz olmayı öğreteceğim, şark kurnazlığı değil ama kalp kurnazlığı, değerlerine sahip çıkma, kendine sahip çıkma kurnazlığı. Bakıyorum etrafımda başı önde, yaptıklarından utanç duyan çok insan var, kişi mahçupsa utanmak kadar yüce bir erdem var mı! Şu utanmazların çağında. Biz utanılacak hiçbirşey yapmadık, herzaman başımız dik alnımız ak yürümeyi huy edineceğiz. Evet zaman gelecek belki birbirimizin yüzüne bakamayacağız ama atlatacağız. Biz bunları 1 boyutunda atlatırken, araya sızmış olan kaçak köçek duygularımız silinip gidecek. Yani 0 dan 1’e kadar olan alanda o duyguları boğacağız, uçurumdan aşağı atacağız. Yani 20 yıllık ağır bir dönemden geçtik öfke, kin, nefret her ne varsa işte ağır duyguları göğüsleyerek 1’e çıkardık. Bundan sonrası düzlük. Çünkü soyumuza sopumuza yılanlar sarılmış boğuyorlar, yukarısı genişleyemiyor. Kendi Beden, kalp ve zihin boyutumdan yapıyorum konuşmayı.
Şimdi kelebek farklı bir dala konuyor:)
Keyfimiz yerindeydi çocuklarla piknik yapıp top oynayabileceğimiz yer arıyorduk. İsmini vermeyeceğim bir markete girdim, kuyrukta sıra beklerken bedenim rahatsız oldu yanlış bir şey vardı, beklemeyi hiç sevmem ve o anda bedenim rezonansa girdi, herkes şu andan itibaren benim için oyun ve oyuncudan ibaretti. Arabamız bir Franasız abasıydı, İçinde çocuklarım vardı biz Cumhuriyet yolcusuyduk. Kendimizi çıkmaz bir denklemin içinde bulduk. Köy enstütüleri kapatıldığı için, milletimizin efendisi olacak olan köylüler yangın yoluna tabela koymayı unutmuşlardı ve bizi bir uçurumun kenarına sürüklemişlerdi. arabamız bütün uğraşlarımıza rağmen düzlüğe çıkmıyordu, zor durumda kalmıştık. Hemen sordum Cumhuriyetimizi ateşe Fransızlar mı atmışlardı, enstütüleri onlar mı kapatmışlardı oradan buraya doğru uzanan bir hat vardı. Tarihsel, kalpsel, bedensel, zihinsel,,hepsinin tuşuna basarsam ne olurdu. Eyvah ürktüm. Nasreddin hoca Eskişehir’den bunun bilgisini getirecektir:) Bende burada hikayeyi tersten okumaya çalışacağım. Köylü milletti Nasreddin hocanın bilgisini muhafaza ediyordu ve bu sebeple toprakta çok vakit geçirmeleri gerekliydi, aynı zamanda aydınlanmaları için ise köy enstütülerine ihtiyaç vardı. Burada görmemiz gereken işte tam olarak buydu, (ayna içinde ayna, oyun içinde oyun), kendi suretini görene kadar yürümeye devam et. Kendi sesini duyana kadar bağırmaya devam et. Bizde arabayla yolda kaldık demeyip binbir çaba ile arabayı düzlüğe çıkarmayı başardık. Çocukların her ortamda eğlenebilme becerileri, bir annenin ‘biz bu işin üstesinden gelebiliriz azmi’ içimizde bulunan kudret güç irade siz her ne derseniz bir bütün olarak hepsi. Fransızların arabasını düzlüğe çıkartmıştık. Bu topraklarda herşeyin bir karşılığı vardır bunu unutmayın. Eve dönüş yolunda onlarda bize yardım edeceklerdir. Gereksiz diye sağa sola saçtıkları değerleri bilgilerimizin gün yüzüne çıkma vakti de yakındır! Tam o kaybolma anımızda karşıma çıkan erkek sarı kantaron bitkisini gördüm faydalarının saymakla bitmediğini nerden bilebilirdim..