Dolar 43,4977
Euro 51,7271
Altın 6.997,85
BİST 13.838,29
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 16°C
Hafif Yağmurlu
Bursa
16°C
Hafif Yağmurlu
Cum 14°C
Cts 11°C
Paz 11°C
Pts 7°C

Modern İlişkilerin Kırılganlığı

30 Ocak 2026 12:18
33
A+
A-

Modern toplum, bireyin geleneksel bağlardan görece özgürleştiği; ancak bu özgürleşmeyle birlikte anlam, güven ve süreklilik sorunlarının da derinleştiği bir toplumsal bağlam üretmiştir. Bu dönüşümün en görünür olduğu alanlardan biri, hiç kuşkusuz yakın ilişkiler ve aile yapılarıdır.        

Modern ilişkilerin dönüşümünü farklı teorik zeminlerden ele alan iki önemli düşünürdür. Giddens, modernliği ilişkilerde demokratikleşme ve bireysel özerklik açısından görece olumlu bir potansiyel olarak değerlendirirken; Bauman, aynı süreci bağların çözülmesi, ilişkilerin akışkanlaşması ve güvencesizleşmesi üzerinden eleştirir. Bu metin, her iki düşünürün modern ilişkilere dair yaklaşımlarını karşılaştırmalı biçimde ele alarak, modern yakın ilişkilerin yapısal gerilimlerini tartışmayı amaçlamaktadır.

Anthony Giddens, Mahremiyetin Dönüşümü adlı eserinde modern toplumda ilişkilerin temel niteliğinin köklü biçimde değiştiğini ileri sürer. Ona göre geleneksel toplumlarda evlilik ve yakın ilişkiler; ekonomik zorunluluklar, dini normlar ve toplumsal beklentiler tarafından belirlenirken, modern toplumda bu bağlayıcı unsurlar büyük ölçüde zayıflamıştır. Bu zayıflama, bireylerin ilişkilerde daha fazla söz sahibi olmasını mümkün kılmıştır. Giddens bu yeni ilişki biçimini “  ilişki” kavramıyla açıklar.

İlişkinin devamı; gelenek, görev ya da mecburiyetle değil, duygusal paylaşım, güven ve iletişimle mümkün olur. Bu bağlamda modern ilişkiler, bireyin kendini gerçekleştirme sürecinin önemli bir parçası hâline gelir. Giddens ayrıca modern ilişkilerde “duygusal demokrasi” kavramına vurgu yapar. Bu demokrasi, ilişkide güç asimetrilerinin sorgulanmasını, tarafların duygu ve beklentilerinin açık biçimde ifade edilmesini ve müzakere edilmesini içerir. Kadınların kamusal alanda güçlenmesiyle birlikte, ilişkilerdeki geleneksel cinsiyet rolleri de çözülmeye başlamış; ilişki, eşitliğe daha açık bir zemin kazanmıştır. Ancak Giddens, bu özgürleşmenin ilişkileri otomatik olarak daha istikrarlı kılmadığını da kabul eder.

Zygmunt Bauman ise modern ilişkileri “Kavramı üzerinden ele alır. Ona göre modern toplum, bireylere çok sayıda seçenek sunarken aynı zamanda süreklilik ve bağlılık duygusunu zayıflatmaktadır. Bu durum, ilişkileri tüketim mantığına tabi kılar. İnsanlar, ilişkileri uzun vadeli bir bağ olarak değil; memnuniyet sağladığı sürece sürdürülen, gerekirse hızla terk edilebilen deneyimler olarak görmeye başlar. Bauman’a göre modern birey, aynı anda hem yakınlık ister hem de bağlanmaktan kaçınır. Bu çelişkili durum, ilişkilerde derinlik kurmayı zorlaştırır. Bauman’ın ifadesiyle, modern insan “bağ kurmak ister ama bağlanmak istemez.” Çünkü bağlanmak, risk almak; terk edilme, hayal kırıklığı ve incinme ihtimalini kabul etmek anlamına gelir. Bauman, modern ilişkilerde mahremiyetin de bir tehdit alanına dönüştüğünü savunur. Duyguların açığa çıkması, bireyi savunmasız bırakır. Bu nedenle ilişkiler yüzeysel tutulur, duygusal yatırım minimize edilir. İlişkilerdeki bu geçicilik ve kırılganlık, modern insanın kronik güvensizlik ve yalnızlık duygularını derinleştirir.

Giddens ve Bauman’ın analizleri, modern ilişkilerin iki farklı yüzünü görünür kılar. Giddens, modernliği ilişkilerde özgürleşme ve demokratikleşme potansiyeli taşıyan bir süreç olarak okurken; Bauman, aynı süreci bağların çözülmesi ve anlam kaybı üzerinden ele alır. Giddens için iletişim ve müzakere yoluyla güven inşa edilebilirken, Bauman’a göre akışkan modernlikte güven sürdürülebilir değildir. Bu noktada iki düşünür arasındaki temel ayrım, modernliğe dair normatif yaklaşımlarında ortaya çıkar. Giddens, modern bireyin ilişkilerde bilinçli seçimler yapabileceğini varsayarken; Bauman, bireyin yapısal belirsizlikler karşısında bu bilinci sürdürmekte zorlandığını savunur. Dolayısıyla modern ilişkiler, bir yandan  bireyi  özgürleştirirken  diğer  yandan  onu  duygusal  olarak  savunmasız bırakmaktadır.

Modern ilişkiler artık kaçınılmaz olarak belirsizlik, müzakere ve risk içerir. Modern birey, bir yandan anlamlı bağlar kurmaya çalışırken diğer yandan bu bağların sürdürülebilirliğine dair derin bir kaygı taşır. Giddens ve Bauman’ın yaklaşımları birlikte okunduğunda, modern ilişkilerin ne yalnızca özgürleştirici ne de yalnızca çözücü olduğu görülür. Aksine modern ilişkiler; özgürlük ile güven, bireysellik ile bağlılık arasındaki gerilimin sürekli yeniden üretildiği bir toplumsal alanı temsil eder. Bu gerilim, modern insanın hem en büyük imkânı hem de en temel kırılganlığıdır.

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.