Bir başkandan daha fazlası
AS TV’de yayımlanan, değerli kardeşim Tolgahan Aydınlılar’ın sunduğu; Süha Gürsoy, Mehmet Ali Ekmekçi ve Barış Yalım’ın katkılarıyla zenginleşen programı büyük bir keyifle izledim. Spor medyasının nitelikli örneklerinden biriydi. Emeği geçen herkesi gönülden tebrik ediyorum.
Programdan sonra zihnim ister istemez Bursaspor Başkanı Enes Çelik’e kaydı. Açıkçası ona ayrı bir parantez açmak gerekiyor.
Babası Faruk Çelik; Bursa milletvekilliği yapmış, bakanlık görevinde bulunmuş, bugün Artvin milletvekili olan güçlü bir siyasi figür. Böylesi bir ailenin çocuğu için hayat genelde “el bebek gül bebek” geçer, konfor alanında büyür. Ama belli ki Faruk Çelik ve kıymetli eşi, evlatlarını çok farklı bir anlayışla yetiştirmiş.
Enes Çelik, Bursaspor’a adeta bir mucize gibi geldi.
Göreve geldiği ilk günden bu yana kulislerde hep şu cümle dolaşıyordu:
“Bu adam tarih yazacak…”
Bugün gelinen noktada rahatlıkla söyleyebiliriz ki:
Tarihi çoktan yazmaya başladı bile.
Attığı adımlar, işine gösterdiği titizlik, kurumsallık anlayışı ve en önemlisi başarıya olan sarsılmaz odaklanışı gerçekten hayranlık uyandırıyor. Bursaspor’u , adeta entübe edilmiş bir yoğun bakım hastasından çıkarıp , yeniden hayata döndürdü.
Elbette bunda güçlü ekibinin payı büyük. Hepsine tek tek teşekkür etmek gerekiyor. Ancak bir gerçek var: Bu vizyonu ortaya koyan, bu rotayı çizen ve bu inancı aşılayan isim Enes Çelik’tir.
Onun derdi günü kurtarmak değil.
Onun derdi Bursaspor’a kalıcı gelir, sağlam bir yapı ve onurlu bir gelecek bırakmak.
Bu kulübü “el açan” bir pozisyondan çıkarıp, kendi ayakları üzerinde duran bir futbol kurumuna dönüştürmek.
Bursaspor taraftarının ona duyduğu büyük sevginin ve güvenin en net göstergesi de budur zaten.
Ne diyelim…
Maşallah.
Allah yolunu açık etsin.
Şampiyonluklar nasip etsin.
Hem Süper Lig’de,
hem de bir gün yeniden Avrupa sahnesinde…
Bursaspor bu hikâyeyi fazlasıyla hak ediyor.