Dolar 42,5007
Euro 49,3389
Altın 5.763,59
BİST 10.898,70
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 14°C
Hafif Yağmurlu
Bursa
14°C
Hafif Yağmurlu
Pts 13°C
Sal 14°C
Çar 14°C
Per 16°C

Yorgun nesil: 30’lu yaşların aile ve ilişkilere etkisi

30 Kasım 2025 21:34
3
A+
A-

Bugünün 30’lu yaşları, önceki kuşakların 30’lu yaşlarına neredeyse hiç benzemiyor. Eskiden düzenini oturtmuş, hayatta yerini bulmuş bir yaş olarak görünen bu yaşlar artık çoğu insan için hayatın tüm yüklerinin aynı anda üst üste yığıldığı bir eşik haline geldi.

Bu nesil; ekonomik belirsizlikle, kariyer baskısıyla, toplumsal beklentilerle ve hızla değişen ilişki dinamikleriyle aynı anda mücadele ediyor. Ve bu savaşın en çok yıprattığı alan ise aile ve yakın ilişkiler.

En başta 30’lu yaşlara gelindiğinde birçok kişi hala iş hayatında tecrübesizlik hissi yaşıyor.
Terfi baskısı, rekabet, iş güvencesizliği…

İnsanlar çalışıyor ama büyüyemiyor. Çabalıyor ama takdir görmüyor. Ve bu duygusal yorgunluk, eve gelindiğinde ilişkide sabır eksikliği, tükenmişlik ve duygusal olarak çekilme olarak kendini gösteriyor.

Ev kiraları, evlilik masrafları, çocuk planı, kredi yükleri…

Çiftler aynı evde zihinsel olarak sürekli bir kriz modunda yaşıyor. Bu da yine tahammülsüzlük, öfke, yakınlıktan kaçınma gibi davranışlara dönüşüyor.

Aynı anda hem ilişkide güçlü olmayı hem iş hayatında ayakta durmayı hem de aile büyüklerini ihmal etmemeyi üstlenme gibi roller kişinin kendi duygusal ihtiyaçlarını arka plana itmesine neden oluyor. Ve bu noktada ilişkilerde en sık duyulan cümleler ortaya çıkıyor:
“Hiçbir şeye enerjim kalmadı.”

“Evim dinlenme alanı değil, görev alanı gibi.”

“Eskisi gibi yakın hissedemiyorum.”

Bu yaşlar ilişkilerde iletişim sorunlarının en yoğun yaşandığı dönemlerden biri. Bunun nedeni iletişimin azalması değil; duygusal temasın azalması.

İnsanlar konuşuyor, mesajlaşıyor, günlük akışı paylaşıyor…
Ama duygular, ihtiyaçlar ve kırılganlıklar konuşulmuyor.
Bu sessizlik ilişkide: mesafe, içe kapanma, partneri yanlış anlama gibi sonuçlara yol açıyor.

Eşine güçlü görünmeye çalışan bir kadın…
Evde moral bozmamak için sıkıntılarını gizleyen bir erkek…

İlişkinin aslında ihtiyacı olan tek şey dürüstçe söylenmiş bir cümle:
“Ben yoruldum, gel konuşalım.”

30’lu yaşların yükü hafiflemiyor ama yükün paylaşılması mümkün.

*Ev, aile ve ekonomik sorumluluklarda denge sağlanması ilişkide güven duygusunu arttırır.
*Günlük akışı anlatmak yeterli değildir, duygu ihtiyaç, beklentiler konuşulmalı.
*İş gününün tüm gerginliğinin eve taşınmaması gerekir
*Her gün uzun vakit geçirmek gerekmiyor küçük ritüeller yeterlidir.

Sonuç olarak: Bu dönemin en güçlü koruma mekanizması: fark etmek, konuşmak, yükü paylaşmaktır.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.