VEDALAR ÜZERİNE
Vedalar ne sancılı süreçlerdir, değil mi? Daha annemizin göbek bağından koptuğumuz an başlar ilk vedamız. Belki de dünyaya ilk “merhaba” deyişimizin ağlayarak olması bu yüzdendir.
Hayat, aslında sürekli bir şeylere alışma çabasıdır. Her yeni ortama uyum sağlamaya çalışırken, zaman gelir zorunlu vedalara el sallarız. Bazen düşünürden alıkoyamıyorum kendimi: Acaba gidenler mi daha mutlu, yoksa geride kalanlar mı? Arkadaşlar gider, okullar değişir; dostluklar baki kalsa da mesafeler araya girer. Hep bir değişim rüzgârının önünde savrulup, yönümüzü bulmaya çalışırız. Aslında her yeni yaş bile, bir önceki yaşımıza veda etmektir. Belki de bizi büyüten, geliştiren, olgunlaştırıp yaşama hazırlayan tam da bu vedalardır.
Ne güzel demiş Orhan Veli:
“Ölüm Allah’ın emri de,
Bu ayrılık olmasa.”
Bazen zorunlu vedalar kapımızı çalar. Elin kolun bağlı, ne yapacağını bilmeden kalıverirsin öylece. Ne gidene üzülmeye gücün yeter, ne kendi hüznünü taşımaya… Galiba en acı olanı da budur. Yaşadığını bilip de uzakta olanlar için defalarca şükredersin. Bir de yanına gidip sadece toprağına dokunabildiklerin vardır ki… İşte insanoğlu bu yüzden vedalarla dolup taşmıştır; bu yüzden türkülere, ağıtlara sığınmıştır. Ayrılığın sızısını rahmetli Neşet Ertaş ne de içten okur; ruhu şad olsun.
Bazen de şunu sorguluyorum: Hayat bu kadar kısayken, ölüm denen gerçek her an ensemizdeyken ve biz her şeye veda etmeye hazır birer yolcuyken; yaşayanlar, birbirini görebilecek olanlar arasındaki bu vedalar neden? Bu küslükler, bu zorbalıklar niye?
Bir hayvanın eksikliği canımızı bu kadar yakarken, bir kitabın hiç beklemediğimiz bir karakterine veda etmek bizi hüzünlendirirken, binbir emekle büyüttüğümüz çiçeğin solması içimizi sızlatırken; bu kadar değerli yaratılan insanoğlu neden gereksiz vedalara sebep olur?
Yolcu olduğumuz bu alemden geçerken, veda ederken bile güzel hatırlanmalı insan. Kalp kırmadan, gönül yıkmadan, kimsenin gözyaşında boğulmadan gidebilmeli.
Ben vedaları hiç sevemedim. Hele o zamansız gelenlerine, hiç alışamadım…
LAMİA DENLÜ