Sevgililer Günü Gerçekten Kimi Mutlu Ediyor?
Sevgililer Günü, bugün artık sadece özel bir duygu günü değil;
aynı zamanda toplumsal bir vitrin gibi ilişkilerin dışarıya nasıl sunulduğunun da günü.
Ne hissettiğimizden ziyade, neyi nasıl gösterdiğimiz konuşuluyor.
Sevgi, artık yaşanan bir bağ olmaktan çıkıp sergilenen bir performansa dönüşüyor.
Hediyenin ne olduğu, nerede kutlandığı, nasıl paylaşıldığı;
sevilen kişiden çok, dışarıya verilen mesajla anlam kazanıyor.
“Ne aldı?”
“Nasıl bir organizasyon yaptı?”
“Paylaşımı kaç beğeni aldı?”
Bu soruların arttığı yerde, ilişkilerin iç sesi duyulmuyor.
Odağı dışarıya verilen her ilişki,
içerideki gerçek ihtiyacı duymakta zorlanır.Çünkü “nasıl görünüyoruz?” sorusu,
“nasıl hissediyoruz?” sorusunun önüne geçiyor.
Gösterişli kutlamalar yapan ama birbirini dinlemeyen çiftler,
pahalı hediyeler alan ama duygusal teması kaybetmiş ilişkiler,
özel günleri “iyi gidiyormuş” gibi göstermek için kullanan birliktelikler…
Oysa bir ilişkinin gücü, başkalarına nasıl göründüğüyle değil;
iki kişi arasında nasıl sürdürüldüğüyle ölçülür.
Emek;
dinlemektir,
anlamaya çalışmaktır,
zor konuşmaları ertelememektir.
Emek, paylaşılmaz ama hissedilir.
Ve hiçbir özel gün, emek verilmemiş bir ilişkiyi tek başına iyileştirmez.
Bu yıl Sevgililer Günü’nde,
sevdiğinize alacağınız hediyeden önce
ilişkinize vereceğiniz değeri düşünün.
İlişkinize odaklanmak,
konuşulmayan problemleri ele almak,
çözüme giden yolda adım atmak
ve gerekirse destek almaktan çekinmemek…
Belki de bu yıl verilebilecek en kıymetli hediye tam olarak budur.