Dolar 43,4968
Euro 51,6327
Altın 6.498,51
BİST 13.423,06
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 8°C
Yağmurlu
Bursa
8°C
Yağmurlu
Sal 8°C
Çar 13°C
Per 14°C
Cum 16°C

Sevgi Değil Bu: Aşırı Bağımlılığın Gölgesinde Şiddet

2 Şubat 2026 14:14
8
A+
A-

İlişkilerde en sık karıştırılan kavramlardan biri sevgidir.

Bağlanmakla bağımlı olmak, fedakârlıkla kendinden vazgeçmek, sabretmekle şiddete katlanmak çoğu zaman aynı yere konur. Oysa bu kavram karmaşası, birçok insanı fark etmeden şiddetin içine çeker.

Haberlerde ve sosyal medyada sıkça karşılaştığımız başlıklara biraz dikkat edelim:
“Çiftler arasında kavga.”
“Eşler arasında şiddet yaşandı.”
“Taraflar birbirlerinden şikâyetçi olmadı.”

Türkiye’de ilişkilerde yaşanan şiddet, çoğu zaman eşler arası bir mesele olarak görülüyor. Özellikle kadınlar, maruz kaldıkları psikolojik ya da fiziksel şiddeti anlatırken bile bunu sevgi diliyle ifade etmeye çalışıyor:
“Sinirlenince yapıyor.”
“Beni sevdiği için kıskanıyor.”
“İyi biri aslında.”

Oysa bu cümleler yaşananları açıklamaktan çok, şiddeti normalleştiriyor.

Aşırı bağımlılık çoğu zaman romantik bir başlangıçla ortaya çıkar.
İlişkinin ilk dönemlerinde görülen sevgi bombardımanı, kişinin gerçek niyetlerini gizleyerek karşısındakini yoğun ilgi, iltifat, mesajlar ve hediyelerle adeta kuşatmasıdır. Bu aşırı ilgi ilk bakışta sevgi gibi algılansa da asıl amaç güven kazanmak ve kişide duygusal bir bağımlılık oluşturmaktır. Zamanla kişinin doğruyla yanlışı ayırt etme becerisi zayıflar, iç sesi giderek susturulur.
Bu noktadan sonra şiddete maruz kalan kişi, farkında olmadan bağımlılık geliştirmeye başlar.
“Onsuz yapamam”, “O üzülmesin diye susuyorum”, “Ben değişirsem düzelir” gibi cümleler sevgi göstergesi sanılır. Ancak zamanla kişi kendi ihtiyaçlarını, sınırlarını geri plana iter.

Bu sürecin arkasında toplumsal öğretiler de vardır. Özellikle kadınlara şunlar öğretilir:
Seven kadın katlanır.
Seven kadın susar.
Seven kadın ilişkiyi kurtarır.
Ama kurtarılan şey çoğu zaman ilişki değil, şiddetin kendisidir.

Sağlıklı bir ilişkide sevgi; korkutmaz, susturmaz, yalnızlaştırmaz.
Sevgi, insanı kendinden vazgeçmeye zorlamaz.
Sevgi, sınır koyulduğunda cezalandırmaz.
Eğer bir ilişkide:
Kendinizi sürekli açıklamak zorunda hissediyorsanız,
Susarak huzur sağlamaya çalışıyorsanız,
“Ben olmasam o mahvolur” düşüncesiyle kalıyorsanız,
Ya da “Beni bu hâlimle kimse sevmez” diyorsanız,
orada sevgi değil; bağımlılık ve kontrol vardır.
Bu yüzden bugün yalnızca fiziksel şiddeti değil, onu mümkün kılan bağımlılık ve kontrol döngüsünü konuşmak zorundayız. Çünkü sevgi adı altında katlanılan her şey, şiddetin biraz daha normalleşmesine neden oluyor.

Unutmamak gerekir ki:
Sevgi özgürleştirir.
Bağımlılık kontrol altına alır.
Ve hiçbir ilişki, insanın ruh sağlığından, bedeninden ve hayatından daha değerli değildir.

Bu yazıyı okuyan biri için tek bir soru bile yeterlidir:
“Bu ilişkide ben kimim ve ne kadar yer kaplıyorum?”
Cevap, çoğu zaman sandığımızdan çok daha fazlasını anlatır.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.