SAVAŞ KALINTILARI
2008 sonu 2009 başı
İsrail’in saldırıları sonucunda Gazze Hayvanat Bahçesi’ndeki 400 hayvandan sadece 10 tanesi hayatta kaldı. Yetkililer iki eşeği zebraya dönüştürmek için ressam çağırdılar. Ve saç boyasıyla sahte zebra yaptılar. Çocuklar daha önce hiç zebra görmedikleri için farkı anlamadılar. Savaşın ortasında, bunca acıya, bunca ölüme rağmen yüzleri gülmüştü.
Yaz 2017
Telafer’den Türkiye’ye sığınan Türkmen çocuklarla ders yapıyoruz. Malum, Suriyeliler plajlarımıza konuşlanınca, belki bu çocuklarımız da Mudanya’ya gidip deniz yüzü görmüştür diyerek sordum:
‘Yüzme bileniniz var mı?’
‘Evet’, dedi küçük bir kız ‘ben biliyorum.’
Şaşırdım, ‘nerede öğrendim’ dedim.
‘Annem evde gösterdi’ diye cevap verdi ve sınıfın ortasında kulaç atmaya başladı, övünerek.
Türkmen ailelerin evlerini ziyaretim sırasında, on iki – on üç yaşlarında güleç yüzlü bir çocuk açtı kapıyı. Konuşamıyordu, sadece gülümsüyordu; insanın içine işleyen derin, sıcacık bakışlarıyla. Annesi anlattı, meğer aklı yitikmiş zavallının. Doğuştandır sandım, değilmiş. Üzerlerine bomba düşünce, gözünün önünde parçalanmış babası. O günden sonra bir daha kendine gelememiş çocuk.
Bir kaç sene önce, Murathan Mungan yaptığı konuşmada aynen şu cümleleri kullanmıştı “Birbirimizin hikâyelerine, hayatlarına ne zaman bu kadar yabancı olduk? Gezi’nin hikâyelerine sahip çıkanlar; Sur’un, Cizre’nin, Amed’in, Kürdistan coğrafyasının hikayelerine niye bu kadar yabancılar?” Ve bu durumu vicdansızlık olarak yorumladı.
Kürdistan projesinin ‘Kürtleri kullan at, Büyük İsrail’i kur’ olduğunu bilmeyen kaldı mı? Kürtlere en büyük zararı PKK ve PKK destekçisi siyasetçilerin verdiğini anlamamak için ya kör cahil olmak lazım ya külliyen salak veya hain.
Vicdanımız, vatanını korumak adına sınırda nöbet bekleyen, hain teröristlerin kahpece şehit ettiği evlatlarımız için sızlar. Yurdumuzun dört bir yanında terör saldırısıyla hayatlarını kaybeden insanlarımızadır sızısı vicdanımızın. Savaş mağduru masum insanlar içindir. Bizim hikâyelerimiz onlardır, gerçektir hepsi.
Kürdistan naraları atanların, PKK paçavralarıyla mehri mehri türkü çığıranların, kendini ‘aydın’(!) bilen, bildiği yanıldığına yetmeyen aydınımsıların ülkeyi düşürdüğü durumu görüyor musunuz?
Hiç bilmediğiniz hayatlar, çok şey öğretir insana. İnsan olana…
Şimdi, konuyu toparlamak adına gelelim yazının en başına. O yıllarda, o şartlar altında, çocukların yüzü gülsün diye eşekten çakma zebralar yapılırken, bugün kimse bu çocuklara sahip çıkmıyor.
Savaştan geriye kalan sadece viran şehirler değil; ayrıca yıkılan insan hayatları. Bizler, salt kendi geleceğimizi, kendi çocuklarımızın yaşamlarını inşa etmeye çalışırken, etrafımızda yeniden gülmeyi, yeni bir yaşama merhaba demeyi bekleyen çocuklar var.
Aziz Nesin’in sorusunu içine biraz ironi katarak ben sorayım: “Sizin memlekette eşek yok mu?”