Ramazanda öfke kontrolü
Ramazan ayı geldiğinde ruhumuza bir sükûnet, evimize bir bereket gelir buna şüphe yok. Ancak madalyonun bir de insani tarafı var ki, her yıl kapımızı çalıyor. Gün boyu süren açlık, susuzluk, düşen kan şekeri ve değişen uyku düzeni; tahammül eşiğimizi aşağı çekebiliyor. En ufak bir söz, normalde alttan alabileceğimiz bir durum, bir anda büyüyebiliyor.
Öfke çoğu zaman kötü niyet değil, zorlanmanın dışa vurumudur. Özellikle iftara yakın saatlerde beden alarm verir. Yorgunluk artar, baş ağrısı başlar, sabır azalır. Böyle anlarda verilen tepkiler çoğu zaman kişiye değil, içinde bulunulan fiziksel zorlanmayla ilgilidir.
Peki öfkeli anımızda ne yapmalıyız?
Öncelikle o an konuşmak zorunda olmadığımızı bilmeliyiz. Tartışmayı kazanmak, ilişkinin huzurundan daha önemli değildir. Ses yükselmeye başladığında kısa bir mola vermek, ortam değiştirmek, birkaç dakika yalnız kalmak daha etkilidir. “Şu an çok gerginim, bunu sonra konuşalım” diyebilmek duygusal olgunluktur. Çünkü öfke anında söylenen sözler genellikle pişmanlık üretir.
Ramazan’da biraz daha bilinçli olmak, önemli konuşmaları iftar sonrasına bırakmak, eleştiri dozunu azaltmak ev içi huzuru ciddi anlamda korur.
Peki ya karşımızdaki kişi öfkeliyse?
Öncelikle her öfkeyi üzerimize alınmamalıyız. O an karşılık vermek yerine sakin kalabilmek, tansiyonu düşürür. Ses yükseldikçe sizin sesinizin alçalması çoğu zaman ortamı dengeler. “Seni anlıyorum ama sonra konuşalım” gibi cümleler hem sınır koyar hem de karşı tarafı değersiz hissettirmez. Sessiz kalmak değil, sakin kalmak önemlidir.
Ramazan sadece aç kalmak değildir,dili tutabilmek, kalbi incitmemek ve öfkeyi yönetebilmek de bu ayın bir parçasıdır. Aynı sofrada buluştuğumuz insanlarla aynı gönülde kalabilmek için bazen en büyük ibadet, susmayı ve ertelemeyi bilmektir. Çünkü açlık geçer ama kırıcı bir sözün etkisi uzun süre kalabilir.
Huzurlu, sabırlı ve sevgi dolu bir Ramazan geçirmeniz dileğiyle.