Midilli Işıkları
Çocukluğumda yazları, üç aylığına Dikili’ye giderdik. Dikili Bademli’ye gidenleriniz vardır. Benim çocukluğum yazları Bademli’ de geçti. Bademli köyüne girdiğimizde, yol kenarında çocukluğumun Dallas dizisindeki o eve benzeyen bir ev ve önünde duran Cadillac bir araba karşılar bizi. Biz o eve “Dallas evi” derdik kuzenlerimle, merakla bakar, içinde kimlerin yaşadığını düşlerdik. Bir yeri tarif edeceğimizde hep “Dallas evi’nin orası” diye anlatırdık. Ne güzeldi çocuk olmak, ne güzeldi hayal kurmak…
Gündüzleri sabahtan akşama kadar denizden çıkmaz yemek yemeyi bile unutacak kadar yüzerdik. Akşam olunca ise loş ışıkların altında, karşı kıyıda parlayan ışıklara bakar nasıl bir yer orası diye hayaller kurardık Midilli’nin ışıklarına bakarak..
O ışıklar öyle gizemli, öyle uzak görünürdü ki. Çocuk aklımla Midilli’ye gitmek, sanki Mars’a yolculuk yapmak gibiydi o zamanlar. Nasıl bir yerdi, yaşayanlar kimlerdi, ne yerler ne içerlerdi? Hayal kurardık, kurdukça içimizdeki merak büyürdü. Belki de güzelliği, hiç ulaşamayacağımı sandığım o uzaklık hissindeydi.
Aradan yıllar geçti. Bir yaz Midilli planı yaptık, yazları hayalini kurduğum o Midilli çocukluk hayalim.. tek yapmak istediğim bu kez Midilli’den karşı kıyıya, Dikili’ye bakmaktı aslında Dikili’ye değil çocukluğuma bakmaktı..
Çocukken gözümde devleşen ışıkların altındaydım artık. Meğer o büyülü ışıklar, küçük bir sahil kasabasının sıradan lambalarıymış. Bir zamanlar ötesi dediğim yer, yanı başımdaydı.
Yollar kısalıyor, hayaller küçülüyor büyüdükçe. Uzak olan yerler değil, bizi uzaklaştıran, çocukluk gözlerimizin yokluğu. O gözler ki, her ışığı bir mucize gibi görür, her uzağı erişilmez sanır.
Bir zamanlar imkânsız sandığımız şey, büyüdüğümüzde sıradanlaşıyor. Oysa kaybolmaması gereken, çocuklukta sahip olduğumuz o büyütme yetisi… Çünkü insanı yaşama bağlayan, kalbinde hâlâ parlayan o çocukluk ışıklarıdır.
Belki de mesele, o ışıklara bakarken hissettiğimiz heyecanı hiç kaybetmemekte. Çünkü çocukken Mars kadar uzak sandığımız yer, aslında birkaç saat ötede… Ve geriye dönüp baktığımızda anlıyoruz: Bizi büyüten şey, vardığımız yer değil; o ışıklara bakarken kurduğumuz hayaller.