Herkes Yorgun Ama Kimse Duramıyor
Sabahın ilk ışıklarıyla uyanan, alarmı erteleme lüksü olmayan, hatta bazen uykuyu bir sonraki güne devredenlerin ülkesiyiz biz. Sokaklara, ofislere, evlere baktığınızda garip bir gerçek çarpıyor yüzünüze: Kimse gerçekten iyi değil ama kimse de duramıyor.
Sanki durduğumuz an hayatın tüm ağırlığı omuzlarımıza çökecek, koşmayı bıraktığımız an her şey dağılacakmış gibi bir korkuyla yaşıyoruz. Durmayı bir hak değil, bir kayıp olarak görüyoruz. Ve maalesef, yorgunluğu bir hal olmaktan çıkarıp bir yaşam biçimi haline getirdik.
”İyiyim” Demenin Sessiz Ağırlığı
Gün içinde kaç kez gerçek bir yorgunluğun üzerine “iyiyim” maskesini takıyoruz? Kaç kez “tükendim” demek yerine nezaketle gülümsüyoruz? Özellikle kadınlar için bu durum bir seçimden ziyade bir zorunluluk haline gelmiş durumda. Hem her yere yetişeceksin, hem her rolde kusursuz olacaksın, hem de tüm bunları yapırken “iyi görünmeye” devam edeceksin.
Eğer anneyseniz, bu yük iki katına çıkıyor. Bir yandan çocuklarınızın hayatını inşa etmeye çalışırken, diğer yandan kendi hayatınızı kaçırmama telaşına düşüyorsunuz. Ve günün sonunda acı bir tabloyla karşılaşıyorsunuz: Herkese yetiştiniz, bir tek kendinize geç kaldınız.
Durmayı Unuttuğumuz O Nokta
Ben de o kadınlardan biriyim. Onlarca rolü bir günün içine sığdırmaya çalışan, güçlü kalmak için sabrı zırh edinenlerdenim… Ama en az olduğum şeyin sadece “kendim” olduğunu fark ettiğimde sarsıldım. Bize hep dayanmayı, devam etmeyi ve her ne pahasına olursa olsun ayakta kalmayı öğrettiler. Kimse “Yorulduğunda durabilirsin,” demedi.
Geçenlerde kendime sordum: “Ben en son ne zaman dinlendim?” Cevabı hatırlayamadım. Çünkü dinlenmek bile bir suçluluk duygusuna, kendimize ayırdığımız vakit ise “boşa geçen zaman” illüzyonuna dönüşmüş. Anladım ki biz sadece yorulmamışız; biz aslında durmayı unutmuşuz.
Güçlü Görünmek mi, İyi Olmak mı?
Artık kimse kimseye “Nasılsın?” diye gerçekten sormuyor. Çünkü cevabı herkes biliyor. Herkes biraz kırgın, herkes biraz eksik… Ancak bu çağda güçlü görünmek, iyi olmaktan daha kıymetli bir madalya gibi taşındığı için kimse sesini yükseltemiyor.
Belki de ihtiyacımız olan şey daha fazla güç değil, bir anlık durabilme cesaretidir. Hiçbir rol üstlenmeden, kimseye yetişme kaygısı gütmeden, sadece kendimiz olarak kalabilmek… Ve o anın içinde dürüstçe “Ben de yoruldum,” diyebilmek.
Kendine Bir Alan Aç
Hayatın hızını ya da dünyanın beklentilerini değiştiremeyebiliriz ama kendimizi görmezden gelmeyi bırakabiliriz. İnsan en çok başkaları için yaşayıp kendi kendini ihmal ettiğinde tükeniyor.
Bugün kendinize küçük bir alan açın. Kısa olsun, eksik olsun, kusurlu olsun ama sadece size ait olsun. Unutmayın; hayat sadece yetiştiklerinizle değil, durup nefes alabildiğiniz o kıymetli anlarla hatırlanır.