Emekli ne mi yapıyor?
Bugün konu yazım emekliler oldu.
Merakım ’emeklimizin günlük yaşamında eğlence hayatı var mı, varsa nerelerde eğleniyor, gönlünü nasıl avutuyor’ oldu.
Bu merakla çıktım çarşı pazar gezdim. Okçular Çarşısı’na ve balıkçı restoranlarına yakın yerde bir çay ocağı olan GÖNÜLDEN GÖNÜLE Türkü Evi’ne rast geldim.
İç mekanı küçücük ama gönülleri geniş insanlarla dolmuş sanki bir müzikhol gibiydi.
Ben de içeride yerimi alarak, herkes gibi saz çalan, türkü okuyan amatör ruhlu sanatçılara ve ortamın atmosferine eşlik ederek günün stresini bir güzel attım.

Türkü dinleyip çay içerken, tanıştığım çay ocağı sahibi Mustafa Bey’e aklımdan geçen birkaç soru sordum.
Dedim ki, “Buradaki işleyiş nasıl, çalıp söyleyenler ücret alıyor mu,dinlemeye gelenler ücret ödüyor mu?’
Karşılığında, “Ahmet Bey, saz çalıp söyleyenlerin hepsi müzik sevdalısı. Evinde veya bulunduğu ortamda saz çalamayanlar buraya gelip çalıp söyler. Yani bir nevi terapi olurlar ve içtikleri çayın ücretini ödeyip giderler.
Dinleyiciler de aynı şekilde burada hem söyler, hem dinler. Çay içme mecburiyeti yoktur, isteyen istediği kadar çay içer, müzik zevkini alır. Ücretimiz de makul olup emekli hesabına uygundur ödeyip giderler’ cevabını verdi.
Çay ocağının dışına baktığımda ise yine emekli vatandaşların Türk erkeğinin olmazsa olmazı tavla oyunu ile zaman geçirdiklerini gördüm. Oynayan ayrı, seyreden de ayrı heyecanla gözlerini atılacak zarlara dikmişti.
Sonuçta iç mekanı küçük, gönül huzuru büyük olan Türkü Evi’nden saz çalanlara, türkü söyleyenlere ve eşlik edenlere teşekkür ile tebriklerimi sunarak mutlu bir şekilde ayrıldım.
Ve dedim ki insan ’emekli oldum’ diye sevinmeli mi, üzülmeli mi? Elin ecnebisi bir emekli maaşıyla Avrupa turu atarken, bizim emekli de yetmeyen maaşı ile ömrünü bitirecek, TAVLA izlerken TÜRKÜ dinlerken.
Saygılarımla..