Dolar 44,3176
Euro 51,0321
Altın 6.551,70
BİST 13.047,72
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 8°C
Hafif Yağmurlu
Bursa
8°C
Hafif Yağmurlu
Cum 7°C
Cts 9°C
Paz 10°C
Pts 12°C

Bayramda ‘İleti’ Değil, ‘İz’ Bırakmak

19 Mart 2026 18:45
14
A+
A-

Benim çocukluğumda bayram sadece takvimde bir gün değildi; başlı başına bir tavırdı. Bir hissin, bir kokunun, en çok da zarafetin adıydı.

Sabahın ilk ışıklarıyla uyanılırdı. Yeni alınmış kıyafetler, ütüsü bozulmasın diye yatağın kenarında adeta birer sanat eseri gibi beklerdi. Evde bir telaş, bir hazırlık… Ama bu telaşın içinde bile bir asalet, bir “bugün farklıyız” duruşu vardı.

Şimdi durup aynaya ve dünyaya bakıyorum… Biz tam olarak neyi kaybettik?

Eskiden bayram, insanların birbirinin ruhuna dokunduğu bir seremoniyi temsil ederdi. Kapılar çalınırdı. “İyi bayramlar” demek sadece iki kelime değil; göz göze, kalp kalbe söylenen bir duaydı. Küçükler büyüklerin elini öpmeye giderdi; çoluk çocuk, kalabalık ve neşeli bir ordu gibi… Büyüklerimiz sadece ziyaret edilmezdi; varlıklarıyla onurlandırılırdı. Hatırlandıkları için değil, o sofranın baş tacı oldukları için mutlu olurlardı.

Peki ya şimdi?

Bir kısa mesaj… Hatta ruhsuz bir “toplu mesaj”: “Herkesin bayramı mübarek olsun.”

İçinde ne bir ses var, ne bir dokunuş, ne de o eski sıcaklığın asaleti.

Benim çocukluğumda o kapılar sadece şeker toplamak için çalınmazdı; o kapılar aslında kalplere açılırdı. Zil çalarken duyulan o heyecan, kapı açılınca beliren o mahcup ama gururlu gülümseme… Şimdiki çocuklarımız o kapıları hiç çalmıyor. Belki güvenlikli sitelerin steril duvarları arasında büyüyorlar, belki de ekranların soğuk ışığında kayboluyorlar. Ama kesin olan bir şey var: O paylaşılan gücün duygusunu henüz tanımıyorlar.

Bayramlar eskiden çok renkliydi. İçinde kırmızının heyecanı, sarının sıcaklığı, kahkahanın asaleti vardı. Şimdi ise her yer biraz siyah, biraz beyaz… Ve en çok da ruhsuz bir gri.

Ama belki de sorun bayramlarda değil, bizdedir. Belki biz büyürken o ışıltımızı kaybettik. Belki yorulduk, belki de en kötüsü; kolayına kaçtık. Çünkü bayram hâlâ aynı bayram… Ama biz artık kapı çalmıyoruz. Gitmek yerine “yazıyoruz”, hissetmek yerine “ilet” diyoruz.

O yüzden bugün kendime ve size bir söz veriyorum.

Bayramı, o eski şıklığıyla ve ruhuyla yeniden canlandıracağım. En azından kendi dünyamda…

Kapılar yine çalınacak.

Çocuklar o şekerleri yine o heyecanla toplayacak.

Büyükler baş tacı edilecek.

Sofralar sadece yemek için değil, sohbetin asaleti için kurulacak.

Ve en önemlisi… Biz birbirimize gerçekten “iyi bayramlar” diyeceğiz.

Göz göze. Kalpten. İddiayla.

Asalet, geçmişin izlerini bugünün şıklığıyla birleştirebilmektir. Bu bayram, sadece takvimde değil, duruşumuzda bayram olsun.

Çünkü bayram, sadece hatırlamak değildir; hatırladığın değeri yeniden yaşatacak kadar güçlü olmaktır. Ve biz o gücü gösterdiğimizde, hayat yeniden renklenmeye başlayacak

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.