Ayşe Betil: Sanatta Merak ve Sezgiyi İzlemek
Sanatçının çalışmaları, insanın iç dünyasına dair merak ve sezgiyle şekilleniyor; izleyiciyi duygu ve düşünce yolculuğuna davet ediyor.
Sanat dünyasında özgün bir dil oluşturan Ayşe Betil, eserlerinde insanın iç dünyasına, bastırılmış duygularına ve görünmeyen katmanlarına odaklanıyor. Betil, üretim sürecini besleyen en temel unsurun merak olduğunu vurguluyor ve “Bu hayatta beni en çok besleyen şey merak. Özellikle insana dair olan her şey ilgimi çekiyor; görmezden geldiğimiz, sakladığımız ya da üzerini örttüğümüz taraflarımız…” sözleriyle sanat anlayışını özetliyor.
Sanat pratiğini bir ifade biçimi olmanın ötesinde keşif alanı olarak tanımlayan Betil, yazı ve resim arasındaki ilişkiyi sezgisel bir akışla şekillendiriyor. “Benim için sanat, kendimle ve insanla karşılaştığım bir oyun alanı. Yazarken de resmederken de ana hatları belirledikten sonra sürecin akışına eşlik ediyorum” diyen sanatçı, ifade ve keşfin birlikte ilerlediğini belirtiyor.
Eserlerinde izleyiciyle kurduğu bağı “temas” üzerinden tanımlayan Betil, sanatın izleyicide bir duygu uyandırmasını önemsiyor: “Bir şey hissetmesi benim için yeterli; bu rahatsızlık da olabilir, yakınlık ya da tanıdıklık duygusu da… Ama mutlaka derin bir temasın oluşmasını isterim. İzleyicide küçük de olsa bir iç kıpırtısı uyanıyorsa, orada bir temas gerçekleşmiş demektir.”
Ayşe Betil’in çalışmaları, hem sanatseverlere hem de meraklı izleyicilere insan ruhunun görünmeyen yönlerini keşfetme imkânı sunuyor.