ENES ÇELİK REKORA KOŞUYOR!
Bir kulübün küllerinden doğuşu, bir şehrin yeniden ayağa kalkış hikâyesi…
Dünü unutmadan geleceğe yürümek, bana göre başarının en önemli şartlarından biridir. Çünkü geçmişini unutan, nereden geldiğini hatırlamayan ve yaşadığı zorluklardan ders çıkarmayan hiçbir yapı geleceğini sağlam temeller üzerine inşa edemez.
Bir zamanlar Bursaspor’u hatırlayın…
Yoğun bakımda, adeta entübe edilmiş, boylu boyunca uzanmış ve yapılan hiçbir tedaviye cevap vermeyen bir kulüp vardı karşımızda. Borçlar, belirsizlikler, umutsuzluklar ve tükenen hayaller… Bir zamanlar Türkiye’nin zirvesine çıkmış şampiyon Bursaspor, tarihinin en karanlık günlerini yaşıyordu.
O kara günleri unutmayın! Unutturmayın!
Çünkü bugün yapılan bazı eleştirilerin ne kadar zamansız, ne kadar haksız ve ne kadar ölçüsüz olduğunu anlayabilmek için önce nereden nereye gelindiğini hatırlamak gerekiyor.
Düştükçe düştük. Neredeyse en dibi gördük. Bursaspor’un ölüm haberini bekleyenler, bu büyük çınarın bir daha ayağa kalkamayacağını düşünenler, ellerini ovuşturarak sonunu bekleyenler vardı. Ancak onların hevesi kursaklarında kaldı.
Ve sahneye Enes Çelik çıktı!
Bursaspor’un üzerine doğan bir güneş gibi, yeniden umutları yeşerten bir irade ortaya koydu. Mustafa Bozbey’in yaktığı ateş bütün şehri sardı. Şehir yeniden Bursaspor etrafında kenetlendi ve büyük kurtuluş mücadelesi başladı.
Elbette Sezar’ın hakkını Sezar’a vermek gerekiyor. Bugün gelinen noktada emeği olanları her fırsatta, bıkmadan usanmadan anmak da bir vefa borcudur. Tarık Çapçı ve Enbiya Topal’ı da özellikle anmak gerekiyor. Enes Çelik’in Bursaspor’a kazandırılması noktasında gösterdikleri çabayı görmezden gelmek mümkün değil. Faruk Çelik’in destekleri de bu yürüyüşün önemli parçalarından biri oldu. Bugün Bursaspor yeniden ayağa kalkmışsa, bu hikâyenin mimarlarını hatırlamak ve haklarını teslim etmek gerekir.
Başkan Enes Çelik, henüz genç yaşına rağmen Bursaspor’da ortaya koyduğu yönetim anlayışıyla adından söz ettiriyor. Duruşu, karakteri ve iletişim biçimiyle milyonlarca Bursasporlunun gönlünde yer edinmeyi başardı. Ancak mesele yalnızca kazanılan kupalar değil. Asıl önemli olan, yıllardır yıpranan bir kulüpte yeniden güven ortamı oluşturabilmek. Kurumsal yapıyı güçlendirmek, mali disiplini sağlamak, sportif başarıyı kalıcı hâle getirmek ve camiaya geleceğe umutla bakabileceği bir zemin hazırlamak… Enes Çelik yönetiminin ortaya koyduğu tablonun en dikkat çekici tarafı da bu.
Üç yılda üç şampiyonluk hedefi ve bu başarı zincirine Süper Lig şampiyonluğunun da eklenmesi… Böyle bir geri dönüş hikâyesi yalnızca Türkiye’de değil, dünya spor basınında da geniş yankı uyandırabilecek nitelikte. Elbette bu başarıda yönetim kurulunun da payı büyük. Hiçbir başkan tek başına şampiyon olmaz. Doğru kadro, doğru yönetim anlayışı ve ortak hedef etrafında kenetlenmiş bir ekip gerekir.
Ama bir gerçeğin altını özellikle çizmek gerekiyor: Bursaspor taraftarı olmadan bu hikâye yazılamaz!
Türkiye sınırlarını aşan taraftar performansıyla Bursaspor’a yalnızca tribünde değil, her alanda sahip çıkan bir kitle var karşımızda. Yaz demeden, kış demeden, yağmur çamur dinlemeden kilometrelerce yol kat eden; takımını hiçbir şartta yalnız bırakmayan bu büyük taraftara şapka çıkartmak gerekiyor.
Forma satışa çıkıyor, rekor geliyor! Kombineler satışa çıkıyor, rekor geliyor! Hafta içine, gündüz saatlerine maç konuluyor, yine tribünler doluyor! İşte gerçek taraftarlık budur. Bursaspor taraftarı, yalnızca takımını desteklemiyor; aynı zamanda bu büyük yürüyüşün en güçlü aktörlerinden biri olduğunu her fırsatta gösteriyor. Bu taraftara da rekortmenlik yakışır!
Bursaspor’un yeniden ayağa kalkışında en önemli unsurlardan biri de güven duygusunun yeniden tesis edilmesidir. Şeffaflık, hesap verebilirlik, mali disiplin ve kulübün menfaatlerini önceleyen bir yönetim anlayışı, başarı yolculuğunun temel taşlarıdır. Yönetim, teknik heyet, futbolcular ve taraftar… Herkesin aynı hedefe odaklandığı bir ortamda başarı da anlam kazanıyor.
Bugün Bursaspor’un önünde yeni bir hedef var: Süper Lig! Bu takım ait olduğu yere, Türk futbolunun en üst ligine yeniden dönmek istiyor. Bunun için verilen mücadele, yalnızca bir futbol mücadelesi değil; aynı zamanda bir şehrin itibarını, aidiyetini ve ortak heyecanını yeniden kazanma mücadelesidir.
Elbette herkes bedel ödedi. Taraftar ödedi, şehir ödedi, kulüp ödedi. Şimdi bütün bu fedakârlıkların karşılığını alma zamanı. Ancak Başkan Enes Çelik’in hedefinin yalnızca Süper Lig olmadığı da açık. Avrupa hedefi, bu büyük yürüyüşün bir sonraki durağı olarak dile getiriliyor.
Önce Süper Lig, ardından Avrupa… Neden olmasın?
Bursaspor’un geçmişinde Avrupa heyecanı var. Bu şehrin hafızasında şampiyonluk var. Bu taraftarın yüreğinde ise hiçbir zaman sönmeyen bir inanç var.
Bugün bize düşen, geçmişin acılarını unutmadan geleceğe bakmak, yapılan doğru işleri takdir etmek ve eksikleri de yapıcı bir anlayışla dile getirmektir. Çünkü eleştiri elbette olacak. Ancak eleştiri yaparken hafızamızı kaybetmeyelim. Bursaspor’un nereden geldiğini, hangi uçurumun kenarından döndüğünü unutmayalım.
Bursaspor şampiyon olacak. Bursaspor Süper Lig’e dönecek. Bu büyük camianın hedefi, yeniden Avrupa sahnesinde boy göstermek olacak. Enes Çelik, bugün yalnızca bir kulübün başkanlığını yapmıyor; milyonların yeniden inanmaya başladığı bir hikâyenin başrolünde yer alıyor.
Şimdi biraz daha sabır, biraz daha destek ve her zamankinden fazla birlik zamanı.
Şimdiden pasaportlarınızı kontrol edin, vize başvurularınızı düşünmeye başlayın! Kim bilir, belki de çok yakında Bursaspor’un Avrupa deplasmanları için bavulları hazırlayacağız.
Çünkü bu hikâye henüz bitmedi. Asıl güzel sayfaları şimdi yazılıyor!
Yolun açık olsun Bursaspor! Avrupa seni bekliyor!