Dervişoğlu: Öcalan Tartışmaları ve İktidara Sert Eleştiri
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Aksaray 15 Temmuz Meydanı’ndaki “Bayrak Açıyorum” mitinginde konuştu. Vatandaşlara hitap ederken, gündemdeki PKK lideri Abdullah Öcalan üzerinden yürütülen tartışmalere yüksek sesle tepki gösterdi.
Dervişoğlu, terör örgütüyle ilgili yaklaşımın milletin onurunu zedelediğini ifade ederek şehit aileleri ve gazilere yapılan haksızlıklara vurgu yaptı. Konuşmasında, barış söylemleri adı altında yapılanların aslında büyük bir ihanete dönüştüğünü savundu.
Müstevri Söylemlerle İktidara Yöneltilen Suçlama
Dervişoğlu, devletin bazı uygulamalarla kanunlardan saptığını öne sürdü ve “Katil sürüsü PKK ile kucaklaşılmış” şeklindeki sert ifadesini yineledi. Kendisine göre bu durum, milletin sabrını zorlayan ve ülkenin bir asır sonra bile devletsiz kalma tehlikesiyle karşı karşıya bırakılmasını amaçlayan bir oyunun parçası.
Konuşmasının devamında “Gazilerin yarasına tuz basılmıştır” diyerek sözünü güçlendirdi ve Aksaray’dan yönetenlere karşı tarihin ve vicdanın şahit olduğunu vurguladı.
Öcalan’a Tanınan Ayrıcalık İddiası
Dervişoğlu, Abdullah Öcalan’ın kamu haklarından men edilmiş bir terör hükümlüsü olduğu halde devletçe sağlanan muhtemel ayrıcalıklara dikkat çekti. Cezanın uygulanma biçiminde olağan dışı yaklaşımlar görüldüğünü, infazın klasik cezaevi uygulamalarından farklı şekilde düzenlendiğini iddia etti.
“Kamu haklarından men edilmiş bir terör hükümlüsüne devlet katında makam arıyorsunuz” sözleriyle, cezanın infazı için tahsis edilen özel alanlara tepki gösterdi ve buna ilişkin hukuki sorumluluğun sorgulanması gerektiğini belirtti.
Kanun İhlalleri ve Hesap Sorma Vurgusu
Konuşmasının son bölümünde Dervişoğlu, kanunların çiğnendiğini ve devletin bu şekilde zayıflatılmaya çalışıldığını iddia etti. İktidara yönelik olarak “Suç işliyorsunuz beyler” ifadesini kullanarak, yapılanların hesabının sorulacağını ve bunun vatan borcu olduğunu söyledi.
Dervişoğlu, ceza uygulamalarında eşitsizlik olduğunu savunarak, bazı kişilere hücre yerine villa ya da yerleşke muamelesi yapıldığını ileri sürdü ve bu uygulamaların hukuka uygunluğunun mutlaka tartışılması gerektiğini belirtti.