Dolar 48,4598
Euro 56,3725
Altın 6.868,02
BİST 14.151,59
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 31°C
Parçalı Bulutlu
Bursa
31°C
Parçalı Bulutlu
Paz 32°C
Pts 31°C
Sal 29°C
Çar 30°C

Aşil Kalkanı: Türkiye İçin Yeni Bir Güvenlik Denklemi

Aşil Kalkanı: Türkiye İçin Yeni Bir Güvenlik Denklemi
8 Eylül 2026 00:45
53
A+
A-

İsrail ile Yunanistan arasında imzalanan Aşil Kalkanı anlaşması, bölgedeki dengeler açısından yalnızca bir savunma modernizasyonu olarak görülmemeli. Üç milyar avroluk projeyle Yunanistan’ın hava savunma altyapısına David’s Sling, SPYDER ve BARAK MX gibi sistemlerin entegrasyonu ve çok maksatlı radarlar ile ulusal komuta-kontrol sistemlerinin kurulması planlanıyor. Bu gelişme, Doğu Akdeniz ve Ege’deki algılanan güvenlik mimarisini yeniden şekillendirebilecek nitelikte.

Türkiye açısından önemli soru, bu tür bir askeri işbirliğinin sadece Atina’nın savunma kapasitesini güçlendirip güçlendirmediği değil, aynı zamanda bölgedeki izleme ve etki alanlarını nasıl genişleteceğidir. Ankara’nın kaygıları, bu yapılanmanın Türkiye’nin iktisadi ve askeri hareket sahasını daraltıp daraltmayacağı üzerine yoğunlaşıyor.

Aşil Kalkanı’nın teknik ve stratejik etkileri

Güvenlik uzmanları, projenin teknik boyutunun ötesinde stratejik sonuçlara da işaret ediyor. EL/M-2084 gibi uzun menzilli radarlar ve çok katmanlı hava savunma sistemleri, Doğu Akdeniz’de sensör ağı ve takip kapasitesini artırarak geniş bir izleme hattı oluşturabilir. Bu sensör hattı, Atina-Girit-Larnaka-Hayfa hattı üzerinden Türkiye’nin hava hareketlerini daha yakından takip edebilecek bir yapı ortaya çıkarabilir.



Uzman Burak Yıldırım, Aşil Kalkanı’nın asıl amacının Yunan hava savunmasının modernizasyonu olduğunu belirtirken, bu yatırımların birlikte kullanılınca Türkiye için ciddi gözetleme ve hedefleme avantajı sağlayabileceğini vurguluyor. Yıldırım’a göre bu proje, yalnızca teknik bir yenilemeden öte, sahadaki durumu değiştirebilecek bir sensör ve saldırı entegrasyonuna kapı aralıyor.

Diplomasi, ittifaklar ve bölgesel yansımalar

Emekli başkonsolos Gülru Gezer, her ülkenin savunma kapasitesini artırma hakkına vurgu yaparken, Aşil Kalkanı kapsamında İsrail’e büyük pay verilmesini özellikle önemsemek gerektiğini söylüyor. Gezer, Yunanistan’ın askeri yatırımlarının sıklıkla Türkiye’ye yönelik algılanan tehditlere dayandığını ve İsrail ile artan işbirliğinin Ege’deki konumlandırma ve adaların statüsü gibi hassas başlıklar üzerinde yeni tartışmalar yaratabileceğini ifade ediyor.

Gezer’e göre bu işbirliği NATO içindeki dengeleri de zorlayabilir ve Ankara’nın çevrelenme hissini pekiştirebilir. Ayrıca, 1947 Paris Barış Antlaşması ve Lozan gibi uluslararası hukuka dayanan düzenlemelerin ihlal edilme ihtimali, sistemlerin hangi noktalara konuşlandırılacağının belirlenmesiyle doğrudan ilişkili.

Tarihi süreç ve genişleyen yakınlaşma

Prof. Dr. İlhan Uzgel, İsrail-Yunanistan yakınlaşmasının yeni olmadığını; 2010’lardan bu yana derinleştiğini ve zamanla Güney Kıbrıs’ı da kapsayan geniş bir işbirliğine dönüştüğünü belirtiyor. Uzgel’e göre bu ittifaklaşma, Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi dışlayan bir bölgesel mimari yaratma eğiliminin parçası oldu.

Uzgel’in değerlendirmesi şu yönde: Türkiye, Akdeniz’de uzun kıyı hattına sahip olmasına rağmen dışlanma riskiyle karşı karşıya kaldı; bunun stratejik sonuçları tartışılmalı. Ayrıca Kıbrıs’taki askeri üsler ve bölgedeki farklı aktörlerin varlığı, sahadaki dengeyi daha da karmaşık hale getiriyor.

Sonuç ve olası tepkiler

Aşil Kalkanı’nın devreye girmesiyle ortaya çıkabilecek tablo, iki başlıkta değerlendirilmeli: teknik-saha etkileri ve diplomatik-stratejik sonuçlar. Türkiye, söz konusu sistemlerin konuşlandırılmasının uluslararası anlaşmalara aykırı olması durumunda hukuki ve siyasi hamlelerle karşılık verebileceğini daha önce dile getirdi. Bu nedenle konuşlandırma noktaları ve sistemlerin kullanım biçimi, bölgesel gerilimi hafifletebilecek ya da tırmandırabilecek belirleyici unsurlar olacaktır.

Net olan şu ki, Aşil Kalkanı yalnızca bir satış ve modernizasyon projesi olmaktan öte, bölgedeki ittifak ilişkilerinin yeniden düzenlenmesine katkı yapan bir unsur. Ankara’nın izleyeceği diplomatik, askeri ve hukuki yollar; bu yeni yapının Ege ve Doğu Akdeniz’de nasıl bir denge üreteceğini belirleyecek.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.