Mükemmel geri dönüş!
Futbolun en büyüleyici yanı, doksan dakikanın hiçbir anının diğerine benzememesi ve senaryonun her an değişebilmesidir. Taraftarların tribünleri doldurarak büyük bir umutla beklediği Kayseri deplasmanı, ilk kırk beş dakikada tam anlamıyla bir hayal kırıklığı senaryosu yazıyordu. Yeşil-beyazlılar, ilk devrede ne tempoyu yükseltebildi ne de o beklenen seyir zevki yüksek oyunu sahaya yansıtabildi. Soyunma odasına gidilirken tabelada yazan 1-0’lık Kayserispor üstünlüğü, deplasman tribünündeki sessizliğin en net özetiydi.
Ancak büyük takımlar, kırılma anlarında verdikleri tepkilerle adlarından söz ettirirler.
İkinci yarıyla birlikte sahaya çıkan Bursaspor, adeta kaotik bir kabustan uyanan bambaşka bir karakterdi. Kulübeden gelen doğru dokunuşlar ve oyuncuların sahada inatla aradığı o reaksiyon, oyunun ibresini tamamen çevirdi. İlk devrenin o mahcup ve tutuk görüntüsü yerini, rakip kaleyi taarruz altına alan korkusuz bir Timsah’a bıraktı.
Önce kazanılan penaltıda topun başına geçen Iheanacho’nun soğukkanlı vuruşu tabelayı eşitledi. Bu gol, sadece skoru 1-1’e getirmekle kalmadı; takımın omuzlarındaki mental ağırlığı da silip süpürdü. Fakat Bursaspor’un o anki duruşu “Bir puana razıyız” sinyali vermiyordu. Aksine, galibiyet için yanıp tutuşan bir hırs vardı sahada.
Dakikalar ilerledikçe artan baskının meyvesi Alperen Babacan’ın ayağından geldi. Kazanılan bu kritik gol, tabelayı 2-1’e taşımakla kalmadı; deplasman tribünlerini ayağa kaldırarak sezonun en kritik mental eşiklerinden birinin aşıldığını müjdeledi.
Kayseri gibi zorlu bir deplasmanda geriye düşüp maçı lehine çevirmek her kulübün harcı değildir. Bu galibiyet; pes etmeyenlerin, ikinci yarıda oyunun kaderini ellerine almayı bilenlerin zaferidir. Timsah, hanesine yazdırdığı bu altın değerindeki 3 puanla sadece lig yarışındaki iddiasını tescillemedi, aynı zamanda rakiplerine de mental olarak “buradayım” mesajını net bir şekilde verdi.
İlk yarılar unutulur, ama karakterli geri dönüşler tarihe yazılır. Bursaspor, Kayseri’de tam da bunu yaptı.