Mustafa Hoca röntgeni çekti
Lig uzun, rakipler dişli. Kâğıt üzerinde “zayıf” diyebileceğiniz bir takımın bile olmadığı, her maçın ayrı bir mücadeleye dönüştüğü uzun bir maratonun içindeyiz. Böyle bir ligde bazen estetikten önce tabelaya yazdırdığınız puanlar konuşur. Bursaspor da sezonun ilk virajında tam olarak bunu yaptı. Haneye yazdırılan üst üste galibiyetler, zorlu yolda çok değerli birer moral ve özgüven kaynağı oldu. Fakat bu sonuçlara yalnızca skor tabelasından bakmak, takımın önündeki gerçek resmi görmemek olur.
Çünkü Mustafa Er’in maç sonundaki açıklamaları, alınan galibiyetin kendisi kadar değerliydi. Hoca adeta tek kişilik bir basın toplantısı yaparak takımının sahadaki görüntüsünü bütün çıplaklığıyla ortaya koydu. İyi olanı da söyledi, aksayan tarafları da hiç saklamadı.
Özellikle ilk yarı ile ikinci yarı arasındaki fark dikkat çekiciydi. İlk bölümde daha akıcı, istekli ve oyunun kontrolünü elinde tutan bir Bursaspor vardı. Ancak ikinci yarıyla birlikte takımın fiziksel olarak düşmesi, oyunun ritminin kaybolmasına neden oldu. Rakibin 10 kişi kalmasına rağmen istenilen üstünlüğün kurulamaması ve gerginlikle yapılan pas hataları da bu açıdan önemli bir uyarıydı.
İşte tam da burada teknik heyetin yaptığı özeleştiri devreye giriyor.
“Bu oyun bize yetmez” diyebilmek, kazanılan maçların rehavetine kapılmamak demek. Skoru koruma psikolojisinin takımı nasıl geriye ittiğini açıkça kabul etmek, yalnızca bugünün değil, yarının da hesabını yapmak anlamına geliyor. Çünkü bu ligde bugün galibiyetle kapattığın bir maçın eksiklerini, yarın karşına çıkacak başka bir rakip acımasızca cezalandırabilir. Bursaspor açısından sevindirici olan hususların başında ise savunma disiplini geliyor. Üst üste kaleyi gole kapatmak, savunmanın ortaya koyduğu direnç ve takımın zor anlarda skoru tutabilmesi önemli kazanımlar. Elbette her şey dört dörtlük değil. Kondisyon seviyesinin daha da yukarı çekilmesi, oyunun temposunun 90 dakikanın tamamına yayılması ve rakip eksik kaldığında sahada daha baskın ve üretken olunması gerekiyor. Bunların hepsi sezonun henüz başında masaya yatırılıp düzeltilebilecek problemler.
Şu aşamada en büyük avantaj da zaten bu: Bursaspor kazanırken eksiklerini görebiliyor.
Puanlar cepte, savunma direnci yerinde, hatalarını bilen ve bunları gizlemeden masaya seren bir teknik heyet var. Şimdi yapılması gereken, bu galibiyetlerin verdiği huzuru rehavete dönüştürmeden eksiklerin üzerine gitmek.
Çünkü bu uzun maratonda her hafta yeni bir sınav var.
Kazanmak güzel, hatalarla yüzleşip ders çıkarmak daha da güzel. Asıl mesele, bu sağlam adımların üzerine çok daha güçlü bir Bursaspor inşa etmek.