İran-ABD Geriliminde Diplomasi ve Bölgesel Hareketlilik
Son günlerde İran ile ABD arasında yaşanan saldırılar sonrası artan gerilim, tarafların diplomatik temasları sürdürme ve çatışmaları durdurma yönündeki kararlılığıyla birlikte yeni bir seyir kazandı. Taraflar, Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğini güvence altına almaya yönelik müzakereleri yeniden canlandırma niyetinde olduklarını açıkladı.
Washington merkezli kaynaklara göre görüşmelerin yakın zamanda Katar’da yeniden başlayacağı belirtiliyor. 17 Haziran’da üzerinde uzlaşılan ve boğazın deniz trafiğine yeniden açılmasını hedefleyen 14 maddelik mutabakat metni çerçevesinde teknik görüşmelerin devam etmesi planlanıyor; bu kapsamda iki tarafın şimdilik saldırıları durduracağı ve gemilerin serbestçe seyredeceği ifade edildi.
Görüşmelerin Rotası ve Teknik Ayrıntılar
Sürece yakın kaynaklar, önceden İsviçre’de yapılması planlanan ve İran’ın nükleer programıyla ilgili teknik konuları kapsayacak toplantıların, bölgedeki artan askeri hareketlilik nedeniyle Katar’a taşındığını ve yeni formatta doğrudan Hürmüz Boğazı’ndaki duruma odaklanacağını aktardı. Geçen hafta İsviçre’de başlayan teknik temasların sürmesi bekleniyor.
Hürmüz Boğazı’nda son dönemde artan askeri faaliyetler iki ülkeyi doğrudan karşı karşıya getirdi. İran topraklarından fırlatıldığı belirtilen bir füzenin boğazdaki bir kargo gemisine isabet etmesiyle başlayan gerilim, karşılıklı saldırı ve misillemelerle tırmandı. Her iki taraf da birbirini 17 Haziran’daki geçici ateşkes mutabakatını ihlal etmekle suçluyor.
İran’dan Karışık Sinyaller
Diplomasi had safhada olsa da Tahran cephesinden çelişkili açıklamalar geliyor. İran Devrim Lideri Eserlerini Koruma ve Yayma Ofisi Üyesi Mehdi Fezaili, devlet televizyonuna yaptığı açıklamada İran’ın teknik heyet düzeyindeki görüşmelere katılmadığını belirtti. Fezaili, bu kararı ABD’nin İran’a yönelik askeri eylemlerine devam etmesine ve dondurulmuş İran varlıklarının serbest bırakılmasında somut adım atılmamasına dayandırdı.
Taraflar, 14 Haziran’daki mutabakattan sonra 21 Haziran’da İsviçre’de üst düzey görüşmeler gerçekleştirmiş, bu temaslar daha sonra teknik heyetlere devredilmişti. 23 Haziran açıklamasında görüşmelerin sonraki hafta devam edeceği söylenmiş, fakat net bir takvim paylaşılmamıştı.
Bölgedeki Diğer Diplomatik ve Askeri Gelişmeler
Bu diplomatik süreçle eş zamanlı olarak Körfez’de askeri hareketlilik de sürüyor. İran, dün erken saatlerde Kuveyt ve Bahreyn sınırları içindeki bazı ABD üslerine insansız hava araçları ve füzelerle saldırılar düzenledi. Bu saldırılar, bölgedeki tansiyonun düşürülmesini zorlaştırıyor.
TAHRAN’DAN ÇEKİŞKİLİ SİNYALLER başlıklı açıklamalar, müzakerelerin geleceğine dair belirsizlik yaratıyor; bir yandan ateşkes mutabakatına uyulacağı yönünde ifadeler varken diğer yandan katılım ve şartlara ilişkin itirazlar kamuoyuna yansıyor.
Lübnan Sınırı ve İsrail’in Açıklamaları
Bölgedeki diplomatik denklemde bir diğer aktör ise İsrail. İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, Güney Sudanlı mevkidaşı ile yaptığı basın toplantısında Kuzey sınırındaki güvenlik kaygılarına dikkat çekti. Saar, ABD aracılığıyla Lübnan ile varılan çerçeve anlaşmayı “barış arayışı” olarak nitelendirirken, kuzey sınırının ancak Hizbullah’ın silahsızlandırılmasıyla güvenceye alınabileceğini savundu.
Saar, İran ve Hizbullah’ı Lübnan’ın egemenliğini ihlal etmekle suçladı ve İsrail ordusunun ateşkese rağmen bölgedeki askeri varlığını sürdürmesinin sebeplerini Hizbullah’ın eylemlerine bağladı. Ayrıca Güney Sudan ile ilişkilerin önemine vurgu yaparak iki ülke arasındaki diplomasiye olumlu baktıklarını ekledi.
Özetle, bölgedeki gerilim, hem deniz güvenliğini hem de kara sınırlarındaki istikrarı etkiliyor. Tarafların teknik düzeydeki görüşmeler yoluyla gerilimi kontrol etme çabaları sürüyor; ancak sahadaki askeri hareketlilik ve siyasi belirsizlikler müzakerelerin seyrini belirleyecek başlıca unsurlar olmaya devam ediyor.