NATO’ya neden güvenmiyoruz?
-1963 yılında yaşanan Küba Füze Krizi sırasında Türkiye-SSCB savaşı ihtimali varken Sovyetler’in Küba’daki füzelerini çekmesi karşılığında, ABD, Türkiye’deki Jüpiter füzelerini çekeceğini açıkladı.
Türkiye’ye danışmadan füzelerin çekilmesi Washington’un çıkarlarının Türk milli çıkarlarının üstünde tutulduğunun kanıtıydı.
-1964’te ABD başkanı Lyndon Johnson tarihe geçen mektubuyda Ankara’nın Kıbrıs politikasının, Türkiye’yi Yunanistan veya SSCB ile çatışmaya sürüklemesi durumunda NATO desteğine güvenmemesi konusunda Ankara’yı uyarmıştır. (Johnson Mektubu Olayı)
-1974’te Kıbrıs’lı Türklerin statüsünü korumak amacıyla Türkiye, Kıbrıs’ı işgal edince Yunan Lobisi ABD Kongresini Türkiye’ye yönelik bütün askeri malzeme satışlarını ve yardımını durdurmaya ikna etmiştir, ambargo 3 yıl sürmüştür.
-Ermeni Lobisi, 1. dünya savaşı sırasında Türklerin Ermeni katliamı yaptığına dair karar çıkartmaya giderek yaklaşmaktadır.
-1991 Körfez savaşı Irak Kürtlerinin de-facto özerkliğini başlatmıştır. Türkiye’nin parçalanma sürecinde bir adım olmuştur.
-PKK ile mücadele konusunda ABD ağırdan almakta ve hiçbir NATO ülkesi bu konuda Türkiye’nin yanında yer almamaktadır.
-Washington, Türkiye’ye yeterince saygılı davranmamakta, Türkiye’nin güvenliğini tehlikeye atabilecek askeri ve stratejik kararlar verirken Türkiye’ye danışmamaktadır.
Bu özeti ben yapmadım Türkiye CIA eski masa şefi Graham Fuller’in kitabından aldım. O bile ‘Amerikalı olarak bize NATO’ya güvenmeyin’ demiş.
1949’da ABD’de kurulan NATO’dan ABD’nin çıkması ilginç olmaz mı? Bence olmaz. Çünkü NATO’nun kurulma amacı Sovyet tehdidine karşı ortak savunma yapmak ve Sovyetler’in yayılmasını önlemekti. Soğuk savaş bitip Sovyetler Birliği dağılınca NATO’nun anlamı kalmadı o yüzden dağılsa da olur, zaten ABD çıkarsa NATO diye bir şey kalmaz. Sovyetler’den sonra NATO’nun amaçlarını degiştirip yaşatmaya çalışsalar da devri biten bir yapı zor ayakta kalır. Terörizmle mücadele, kriz yönetimi, siber savunma, üye ülkelerin toprak bütünlüğünü koruma gibi yeni amaçlar edinse de katılımcı ülkeler için bu amacların samimiyeti sorgulanır.
Mesela Türkiye senelerce terörle mücadele ederken NATO hiçbir operasyonda fiilen Türkiye’nin yanında savaşmadı. Ya da Türkiye’nin toprak bütünlügü için bölücü gruplarla mücadele etmedi.
NATO’ya yaklaştıgı için Rusya Gürcistan’ın kuzeyini işgal ettiğinde de NATO, Rusya’ya anlamlı bir tepki vermedi. Türkiye, NATO’ya İsrail konusunda da güvenemez. X’teki savaş söylemlerinin eyleme dönüsmesini beklemiyorum ama NATO üyesi olan Türkiye için, NATO üyesi olmayan İsrail’e kaç ülke asker yollar? Hem de ABD, İsrail’i desteklerken. Hiçbir zaman güven vermeyen NATO’ya şu ortamda hiç güvenemeyiz.
Söylenmese de herkes biliyor ki NATO, ABD çıkarları için kullanılan bir yapıya dönüştü.
İran-İsrail Savaşı’nda ABD ilk defa NATO ülkelerini özellikle Avrupalı NATO ülkelerini askeri olarak kullanamadı. Bunun öfkesi ile zaten anlamını yitirmiş, miadını doldurmuş bir yapıdan çıkması sürpriz olmaz. Diğer üye ülkeler de ABD’nin onları korumayacağının farkında. Trump bu söylemi blöf amaçlı kullanıyorsa yanlış yapıyor. Yani NATO’dan ABD çıkarsa diğer ülkeler savunmasız kalmaktan korkar ve ABD’ye yardım eder diye düşünerek “NATO’dan çıkarız.” diyorsa hiçbir anlam ifade etmez. Körfez ülkelerini korumadığını tüm dünya gördükten sonra hiçbir devlet ABD koruyuculuğuna inanmaz.
NATO dağılırsa veya Rusya NATO’ya girip ABD’ye karşı bir pakt oluşturabilirse Putin ve Ruslar sevinir. Ki Putin geçmişte NATO’ya girmeyi deneyip NATO’nun samimiyetsizliğini göstermişti.
Varoluş amacını yitirmiş, güvenilmez bir yapıya dönüşüp ittifak olma özelliğini kaybetmiş bir NATO, ABD’nin işine yaramaz.
Dünyada dengeler yeniden kurulurken yeni ittifakların oluşması kaçınılmazdır. Merakla tarihe şahitlik ederken NATO’nun bitişini ve yeni yapıların doğuşunu görmeye ömrümüz yeter mi bakalım.