İran İsrail Savaşı Uzar mı?
ABD her zamanki gibi tam stratejik hesap yapamadan saldırdı. Primakov, Rusyasız Dünya kitabında ABD’nin halkı anlamadığını ve farklı halkların karakterlerinin farklı olduğunu hesaplamadığını yazar ve Vietnam’daki başarısızlığının ardındaki neden olarak bunu gösterir.
ABD İran’ı kolayca yıldıracağını zannetti. Dini lider ve üst düzey iktidar sahiplerini öldürünce hemen teslim olur zannetti. Teslim olmayıp karşı saldırıya geçince Trump şaşkınlığını ifade etti. Ardından Tahran’da petrol depolarını vurarak korkutup pes ettirmeyi denediler. İran yine pes etmedi. Alt yapıyı vurmakla tehdit ettiler yine pes etmedi.
Senelerdir ambargoya, baskıcı rejime, dünyadan izole olmaya tahammül eden bir halk var orada. Tarih boyunca var olmuş, devletini sürdürmüş, Osmanlı’ya bile teslim olmamış, savaşmaya alışkın metaneti yüksek ve fedakar İran halkı ve köklü İran kültürünü var.
İranlılar biliyor ki koşulsuz teslimiyet tüm değerleri kaybetmektir, İran’ın sonudur. İran senelerdir yok etmek için saldıracaklarını biliyordu. Hem füzeleriyle hem toplum psikolojisi ile buna karşı koymaya hazırdı. Sonu ne olursa olsun İran pes etmeyecektir.
Öte yanda ise 11 Eylül’den başka saldırı görmemiş, kendi evini korumak ne demek bilmeyen, aksam yemeğinde et yemeyi önemli kriter olarak gören, rahata alışmış ABD halkı ve hep saldırı izleyip, herkese gücü yeteceğini zanneden, demir kubbe altında güvende olacağına söz verilmiş, kendini üstün ırk zanneden, birkaç kere sığınağa inince sosyal medyada tepki veren, tepesine füze yağarken işe gitmeme ödeneğinin az olmasından yakınan İsrail halkı var. Metanet olarak asla İran ile kıyaslanamazlar. İran her füze attığında iç tepkiler biraz daha artıyor.
Kim önce pes edip barış isterse o taraf kaybedecek.
İran’ı yok etmeyi planlarken Hürmüz’ü nasıl açacağını hesaplayan, Ortadoğu’daki hakimiyeti sarsılan ABD şimdi çekilirse bir daha eski ahengine kavuşması çok zor olacak. O yüzden bölgeyi kolay bırakmak istemiyor.
İsrail ise şimdi pes ederse sarsılan imajı ile daha çok terör eylemlerine hedef olacak. Kimsenin pes etmek istemediği bir savaş tabi ki uzar.
İsrail taktik değiştirip başta güçlü görünmek için görüntülere sansür uygularken son günlerde mağdur görünmek için yayınlara izin veriyor. ABD medyasındaki yandaş kanallar da İsrail’i mağdur taraf gibi gösteriyor. Bu şekilde NATO ülkelerinden destek almayı ve ABD halkını sakinleştirmeyi planladığını tahmin ediyorum. İkinci Dünya Savaşı sonrası oluşan uluslararası hukuku gücüne güvenerek ihlal edenler güç başkasının eline geçince kuralları hatırlatıyorlar. Oysa uluslararası ilişkilerde güç ön plana geçince hiçbir ülke körü körüne savaşa girmek istemez. Rusya-Ukrayna Savaşı’nda Avrupa Birliği’nin güçlü olan Rusya’ya ambargo uygulaması AB ekonomisini kötüleştirdi. Oysa Almanya AB’ye Rusya’yı alsaydı ve Ukrayna için orta yolu bulsaydı AB hem askeri hem ekonomik olarak dünyanın en büyük gücü olma yolunda ilerleyebilirdi.
AB’nin ve NATO ülkelerinin aynı tutumu tekrarlamayı göze alabileceğini zannetmiyorum. Ki Ukrayna Rus petrol limanını, Rus petrol gemisini vurmak gibi hareketlerle Rusya’yı tahrik ediyor. Rusya, dikkatini İran’dan çekip Ukrayna’ya verirse İsrail ve ABD’nin avantajına olur. Ancak Rus diplomatlar basit tuzaklarla manipüle olmuyorlar. Sıralı ilerliyorlar.
Rusya ve Çin sessizce ve iyi gözlemleyip, ihtimalleri iyi hesaplayıp kararlı ve akılcı bir duruş gösteriyorlar. Soğuk kanlı ve güçlü duruşları basit oyunları bozuyor, ABD’yi şaşırtıyor.
Savaşın seyrinde yalnız bir İran yerine arkası sağlam bir İran olması da savaşı uzatıyor.
Barış için adil ve etik bir dünya bilinci olan hümanist liderlere ve geçmişte alınan dersleri hatırlamaya tüm dünyanın ihtiyacı var.
Ortadoğu’nun aydınlandığı, kalkındığı ve medeniyetin beşiğine barış ve medeniyetin geldiği günler görmek dileğiyle…