Partnerinize her şeyi anlatmalı mısınız?
Son zamanlarda ilişkilerde yeni bir kavram çok popüler: “radikal dürüstlük.”
Yani partnerine her şeyi anlatmak, hiçbir şeyi saklamamak, geçmişten bugüne tüm detayları paylaşmak…
İlk bakışta kulağa çok sağlıklı geliyor.
Sanki ne kadar çok şey anlatırsak, o kadar güçlü bir ilişki kuracağız gibi.
Peki, her şeyi açıkça anlatmak gerçekten yakınlık anlamına mı geliyor ?
Bazen her şeyi bilmek istemek aslında sevgiden ziyade kaygıyı gösteriyor. Meraktan çok güvensizlikten doğan sorular soruluyor. “Aramızda hiç sır olmasın” cümlesi bazen bir yakınlık isteğinden çok bir sorguya dönüşebiliyor.
Bu durumda partnerlerden biri, geçmişini, yaşadıklarını hatta bazen hiçbir anlam taşımayan detayları anlatmak zorunda hissedebiliyor.
Bir süre sonra tartışmaların içinde şu cümleler duyulmaya başlanıyor:
“Zaten sen eskiden de böyleydin.”
“Onunla da böyle yapmışsın.”
Sonra ne oluyor?
İlişki güçlenmiyor.Aksine, zihinde karşılaştırmalar başlıyor.
Geçmiş bugünün içine taşınıyor.
Ve anlatılanlar, bir süre sonra tartışmaların malzemesi haline geliyor.
Oysa çiftlerin çoğu zaman ayrıntıları anlatmaktan ziyade anlamı paylaşmaya ihtiyaçları vardır. Çünkü fazla bilgi bazen asıl noktayı kaçırır ve yakınlığı zedeler.
Sağlıklı ilişkiler sorgulama üzerine kurulmaz. Karşılıklı saygı üzerine kurulur. Çünkü her insanın kendine ait bir iç dünyası vardır. İlişki, bu dünyanın silinmesi değil, iki ayrı benliğin buluşmasıdır.
Sağlıklı bir sınır da aslında bir ayırt etme becerisidir.Her geçmiş detayın mevcut ilişkiye hizmet etmediğini fark edebilmektir. Bazı bilgiler onuru korur, kimliği muhafaza eder ve ilişkiye değil kişisel geçmişe aittir.
Bu noktada şu soruyu sormak önemlidir:
“Bunu paylaşmak şu anki ilişkimize gerçekten fayda sağlıyor mu?”
Bu yaklaşım bir şeyleri gizlemek anlamına gelmez. Elbette geçmiş ilişkiler hakkında konuşmak, partnerlerin duygusal kalıplarını ve yaralarını anlamasına yardımcı olabilir. Ancak dürüstlük aynı zamanda ayırt etme yeteneği gerektirir.
Her gerçeğin tüm ayrıntılarıyla anlatılması gerekmez. Bazen anlamı paylaşmak, detayları paylaşmaktan daha değerlidir.
Geçmişe ait hassas ya da özel bilgileri paylaşmadan önce şu soruları sormak faydalı olabilir:
* Neden paylaşıyorum? Bunu bilinçli bir seçim olarak mı anlatıyorum, yoksa baskı, suçluluk ya da korku nedeniyle mi?
* Bu durum mevcut ilişkimizi gerçekten ilgilendiriyor mu? Güveni ya da aramızdaki anlaşmaları etkiliyor mu?
* Bu kime hizmet ediyor? Bana mı, partnerimin güvensizliğine mi, yoksa ilişkinin kendisine mi?
* Partnerim bunu gerçekten kaldırabilir mi? Bu paylaşım bağı güçlendirir mi, yoksa kıyaslama ve utanç duygusunu mu tetikler?
* Sadece gerçeği mi anlatıyorum yoksa bendeki anlamını da paylaşıyor muyum? Bu deneyim bana ne öğretti? Şimdi neden önemli?
Bu sorular, çiftlerin birbirini sorgulayan bir dedektif gibi davranmasından çıkıp ilişkiyi anlamaya çalışan iki insan haline gelmesine yardımcı olur.
Özetle dürüstlük, her şeyi söylemek değildir. Dürüstlük; kişinin kendisiyle ve karşısındakiyle açıklık, niyet ve saygı içinde buluşabilme becerisidir.
Aşkın inceliği de tam olarak burada saklıdır.
İlişkiler her şeyi bilmekle güçlenmez.
Önemli olanı bilmekle güçlenir.