Bir skandal değil, bir vicdan meselesi
Bir adamdan daha fazlasıydı bu hikâye
Bir ismi tekrar tekrar duyduk yıllar boyunca.
Jeffrey Epstein.
Ama aslında konuştuğumuz şey bir adam değildi.
Bir sistemdi.
Güçle örülmüş, parayla susmuş, korkuyla büyümüş bir düzen…
Dosyalar açıldı.
İddialar yayıldı.
Kameralar önünde cümleler kuruldu.
Ve sonra her şey, neredeyse hiçbir şey olmamış gibi kapandı.
İşte beni asıl yaralayan tam olarak burası.
Çünkü bu hikâyede en az konuşulanlar, en çok incinenlerdi.
Çocuklar.
Genç kızlar.
Henüz “hayır” demeyi bile tam öğrenememiş hayatlar.
Biz yetişkinler, dünyayı çoğu zaman büyüklerin sorunları üzerinden tartışıyoruz.
Siyaset, para, güç, itibar, kariyer…
Ama bazı dosyalar vardır.
Bizi doğrudan vicdanımızdan yakalar.
Epstein dosyası onlardan biriydi.
Bu mesele, “kim kiminle fotoğraf çektirdi” meselesi değildi.
Bu mesele, “kim kimi korudu” meselesiydi.
Bir çocuğun sesi duyulmadığında,
aslında hepimiz biraz susmuş oluruz.
Bugün geriye dönüp baktığımda kendime şunu soruyorum:
Eğer bu kadar insan bu kadar uzun süre sustuysa…
Bu sadece bir suçun değil, bir alışkanlığın göstergesi değil midir?
Güce dokunmamak.
İsme dokunmamak.
Paraya dokunmamak.
Ama mağdura dokunmak kolaydır.
Bir annenin yüreğinden baktığınızda tablo çok daha nettir.
Benim bir kızım var.
Onun gözlerine baktığımda;
dünyanın en güçlü insanları karşısında bile savunmasız kalabilecek bir yaşta olduğunu bilmek, insanın içini paramparça ediyor.
Ve işte tam da bu yüzden bu yazıyı bir “skandal” yazısı olarak değil, bir hatırlatma olarak yazıyorum.
Unutmamak için.
Çünkü bazı dosyalar kapanabilir.
Ama bazı yaralar, kapatıldıkça daha çok kanar.
Bugün Epstein ismini konuşurken,
aslında kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor:
Bir yerde bir çocuk yalnız bırakılıyorsa,
biz ne kadar güvendeyiz?
Bir yerde adalet, güçlüye göre eğilip bükülüyorsa,
biz hangi tarafta duruyoruz?
Bir toplumun gerçek sınavı;
en çok koruması gerekeni ne kadar koruduğudur.
Ve ne yazık ki bu hikâye, bize şunu çok acı bir şekilde gösterdi:
Bazen dünya, küçüklerin omuzlarına bırakılmayacak kadar ağırdır.
Ama biz o yükü onların sırtına bırakmakta hiç zorlanmayız.
Bu yazıyı bir suç dosyasını hatırlatmak için değil,
bir vicdan borcunu hatırlatmak için yazdım.
Çünkü çocuklar, güçlü insanların suskunluklarının bedelini ödemek zorunda değildir.
Ve hiçbir dosya,
bir çocuğun kaybolan güveninden daha “önemsiz” değildir.