Dolar 43,2844
Euro 50,6422
Altın 6.567,77
BİST 12.751,70
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 6°C
Parçalı Bulutlu
Bursa
6°C
Parçalı Bulutlu
Çar 5°C
Per 9°C
Cum 12°C
Cts 14°C

İhmal Edilerek mi, İşgal Edilerek mi Büyüdük?

19 Ocak 2026 12:10
16
A+
A-

Bazı insanlar ilişkide hep açtır.
Ne kadar sevildiğini duyamaz, ne kadar değer gördüğünü hissedemez.
Bazıları ise tam tersine, biri yaklaştığında huzursuz olur.
“Sanki alanım kısıtlanıyor” der ama nedenini tam anlatamaz.
Bu iki uç durumun kaynağı aynı yerdir.
Annenin ihmal eden ya da işgal eden tutumu.
İhmal edilen çocuklar vardır.
Annesi fiziksel olarak yanındadır ama duygusal olarak yoktur.
Ağladığında “sus abartma” denir. Korktuğunda “koca adam/kız oldun” denir
Bir soru sorduğunda geçiştirilir.
Anne sevgiyi sadece uygun olduğunda verir..
Ve bu çocuk büyüdüğünde ilişkide şunu yapar:
Sevilmek için daha fazlasını verir.
Çatışmamak için susar,
Terk edilmemek için kendi ihtiyaçlarını geri plana atar Ama sevildiğini hissetmek için de karşısındakini fazlasıyla yorar.
Çünkü çocukken görülmeyen duygular, yetişkinlikte yetersiz gelir.
İlişkilerinde hep eksiklik hisseder
Bunun bir de aksi senaryosu vardır. İşgal edilen çocuklar
Anne çocuğu çok sever ama sınır tanımaz.
Ne hissettiğini söylemeden onun adına karar verir. Her şeyi bilir. Ne giyeceğine karışır.
Kiminle görüşeceğine karışır.
Sınırlar yoktur: odasına girilir, kararları sorgulanır, duyguları dahi yönlendirilir.
“bunda üzülecek bir şey yok”, “sen bunu yemezsin” cümleleriyle büyür. Telefonuna bakmak annelik hakkıdır. Çocuğun fikri vardır ama karar annenindir
Bu çocuk büyüdüğünde de ilişkide şunu yaşar:
Yakınlık ister ama sıkılır
Sevilmek ister ama kontrol edilmekten korkar.
Biri onu merak ettiğinde bile içten içe gerilir.
Çünkü yakınlık, onun zihninde özgürlüğün kaybıyla eşleşmiştir. İlişkide ya mesafe koyar ya da bir anda geri çekilir.
İhmal de işgal de çocuğa aynı mesajı verir aslında:
“Sen bu halinle yeterli değilsin.”
Biri sevgiyi ulaşılmaz kılar,
Diğeri sevgiyi boğucu bulur
Ve çocuk, yetişkin olduğunda ilişkide hep tanıdık bir duygu arar.
Ya çabalayarak sevgiyi kovalar,
Ya da sevgi geldiğinde geri çekilir.
İlişkilerde tekrar eden bu döngüler yetişkinlikte bir karakter sorunu gibi algılanır oysa
öğrenilmiş bir bağlanma biçimidir. Burada mesele anne-babayı suçlamak değildir.
Birçoğu bildiği kadarını yaptı.
İşte bu yüzden bazı ilişkiler yorucu,
bazıları boğucu,
bazıları da eksik hissettirir.
Farkındalık, bu döngüyü kırmanın ilk adımıdır.
“Partnerim niye böyle?” sorusundan önce,
“Bu bana nereden tanıdık geliyor?” diye sorabildiğimizde…Ve evet, bazen bu farkındalığı derinleştirmek için profesyonel bir destek almak gerekir.
Bu bir zayıflık değil;
çocukluktan taşınan yükleri artık taşımamayı seçmektir.
Çünkü ilişkiler değişebilir.
Ve insan, öğrendiği ilişki dilini yeniden yazabilir.

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
11 Ocak 2026 22:03
5 Ocak 2026 07:19
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.