Dolar 43,2731
Euro 50,3422
Altın 6.491,24
BİST 12.735,15
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 4°C
Karla Karışık Yağmurlu
Bursa
4°C
Karla Karışık Yağmurlu
Pts 4°C
Sal 7°C
Çar 5°C
Per 9°C

AİLE OLMAK

19 Ocak 2026 10:11
42
A+
A-

Okullarda öğrendiğimiz tanımıyla aile; anne, baba ve çocuklardan oluşan, toplumun en küçük yapı taşıdır. Çocukluğumuzdan beri aile kavramını bu şekilde tanıdık. Hayat Bilgisi derslerinde ailenin önemini her yıl tekrar tekrar işledik. İlkokulda Hayat Bilgisi, ortaokulda Sosyal Bilgiler derslerinde öğretmenlerimiz aile kavramının ve toplum kurallarının üzerinde önemle dururlardı.
Bir de Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi dersimiz vardı. Hocalarımız burada da aile üzerinde konuşur, dinin ahlâk ile bütün olduğunu anlatırlardı. “Ahlâk, dinin temelini oluşturur” derlerdi. Ahlâk yoksa hiçbir şeyin kıymeti olmazdı.

Bütün sıkıntılar aile içinde yaşanabilirdi. Maddi ve manevi zorluklar her ailede zaman zaman görülebilirdi. Ancak omuz omuza, el ele verildiğinde tüm sorunların üstesinden gelinebilirdi. Aile olmak tam da buydu. Her koşulda yaraları sarıp sarmalamak, tüm olumsuzluklara rağmen kenetlenebilmekti.

Bazen istediklerimiz olmazdı. İsteklerimizi elde edemezdik ama sabırla beklerdik. Para biriktirmeyi, beklemeyi bilirdik. İstediklerimiz gerçekleşmese bile anne babamıza kin beslemez, onları incitmezdik. Kimsenin eşyasına göz dikmez, kendi işimize bakardık.

Aile herkesin mahremiydi. Sevgiden önce saygı gelirdi. İnsanlar birbirlerine söyleyecekleri sözleri ölçer, tartar, öyle konuşurdu. Büyüklerimiz bu durumu “Bakacağın yüze pisleme” sözüyle anlatırlardı. Elbette sorunlar olurdu; hiçbir şey tozpembe değildi. Ancak karşılıklı özveriyle çözümler bulunurdu.

Bugün geldiğimiz noktada değerlerimiz hızla elimizden kayıp gidiyor. Toplumsal bir çöküşün içindeyiz. Günümüzde insanların derdi yalnızca açlık, kira ya da faturalarını ödeyememek değil; asıl sorun ahlâk yoksunluğu. Vicdanın ve merhametin askıya alınması, duygularımızın hızla yoksullaşması…

Televizyon ve sosyal medyada cinayeti özendiren programlar, diziler ve şiddeti normalleştiren içeriklerin bunda büyük payı var. Genç yaşta çocukların karıştığı cinayetler ve her fırsatta dile getirdiğim, korkunç boyutlara ulaşan akran zorbalığı… Cinayet işleyen gençlerin, bir grup arkadaş tarafından adliye önünde desteklenmesi geldiğimiz noktanın en açık göstergesidir. Biz ise sadece izliyor, seyrediyor ve evlatlarımız için endişeleniyoruz.

Peki biz ne yaşıyoruz? Bu toplumsal kirlilik nasıl temizlenecek? Savaşlar yalnızca tanklarla, tüfeklerle yapılmıyor. Önce toplumu bozmakla başlıyorlar. Bunu da aile yapısını zedeleyerek, aile ilişkilerini yıpratarak başarıyorlar.

Biz toplum olarak da büyük bir aile değil miyiz? Birimizin başına kötü bir şey geldiğinde üzülmez miyiz? Bu duruma seyirci kalamayız. Sıkıntılarımız çok ama acilen toparlanmak zorundayız. Gençlerimizi kazanmak, çocuklarımızı kucaklamak, onları gerçekten dinlemek zorundayız. Eğitim seferberliği başlatarak kavramların ve değerlerimizin içini yeniden doldurmalıyız.
Birbirimize sımsıkı sarılmalı, yeniden güvenmeyi öğrenmeliyiz. Yaşlılarımıza saygı duyarak onların bilgeliklerine kulak vermeliyiz. Temiz bir toplum için en büyüğümüzden en küçüğümüze kadar emek vermek zorundayız.

Bu vatanı kanlarını akıtarak bize emanet eden atalarımıza bunu borçluyuz.

LAMİA DENLÜ

denlulamia@gmail.com

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.