“Edebiyat huzur arayanların işi değildir”
40 yılı aşkın edebiyat yolculuğunda belirli bir poetika veya kılavuzla hareket etmediğini belirten Kurtuluş, şiirin hazır cevap sunmadığını vurguladı. Konuşmasında, “Ben hayatıma yeni sorular eklemek için şiir yazdım. Edebiyat doğru cevap vermenin peşinde değildir. Eğer edebiyatla ilgili konuşuyorsak, elimizde bir doğru cevap şablonu yoktur” dedi.
Hakim kimliklerle yüzleşmeden edebiyat yapılamaz
Kurtuluş, edebiyatın yazarın kendi kimlikleri ve çevresiyle hesaplaşmasıyla mümkün olduğunu ifade etti. “Erkeğim, Türküm, Sünniyim. Bunların hepsi hakim kimlikler. Bu kimliklerle yüzleşmeden edebiyat yapılamaz. Kadın cinayetlerinin yaşandığı, eril dilin hakim olduğu bir ülkede, kendinizi yeniden tarif etmeden edebiyat yapılamayacağına inandım” sözleriyle edebiyatın toplumsal sorgulamayla ilişkisine dikkat çekti.
Ayrıca, edebiyatın etimolojik olarak “edep”ten gelmesine rağmen bu sürecin yazarı “edepsiz” kılabileceğini belirten Kurtuluş, kutsallarını kapının önünde bırakmaya hazır olmayanların edebiyatla ilişkiye girmemesi gerektiğini söyledi.
“Ben” demek, bencillik değil
1970’li ve 80’li yılların şiir iklimindeki “biz” dili ile kendi şiirlerindeki “ben” vurgusu arasındaki farkı ele alan Kurtuluş, toplumsal meselelere duyarlı olmanın yanı sıra bireysel vicdanın önemine de işaret etti. “Ben demek bencillik değildir; kişinin kendisiyle ve dünyayla boğuşmasıdır” dedi.
Söyleşi, Akif Kurtuluş’un okurların sorularını yanıtlaması ve kitaplarını imzalamasıyla sona erdi.