Politik Psikoloji

Büyük ve güçlü devlet olmak dünyada sağladığınız itibarla ölçülür. Ülke içinde insanları birbirine düşürerek, küçük çıkarları için onları çarpıştırarak ya da bir gruba sunup diğer gruba sunmadığınız imkânlarla oluşturduğunuz potansiyel dünyada büyük ve güçlü devlet olmanız konusunda hiçbir işe yaramayacaktır.

Türk devlet geleneğinde devlet ‘baba’ya benzetilir. Bir babanın koruyuculuğu ve kollayıcılığı devletten beklenir. Cinsiyet eşitsizliğinin yaşanmadığı bir toplumun oluşturulması ve toplumun tamamında saygı uyandırılması yine devlet babanın gereğidir. Devletin ekonomik imkânlarının toplumun tamamına yayılması ve refahın yaygınlaştırılması gerekir. Devlet ceza veren bir jandarma değil, şefkat bağlarını kullanan bir baba rolünü üstlenmek zorundadır. Büyük devlet diğer devletler karşısında güvenilirliğini ispatlamış devletlerdir.

Felsefeleri, demokratik anlayışları ya da sosyal devlet yaklaşımları açısından itibar kazanan devletlerin küresel siyasetten markasını oluşturmuş ve ekonomiye yön veren devlet statüsüne çıkması gerçekleşir. Bugün dünyada Alman malı ya da Rus malı dediğimizde o ürünün arkasında ki gerçek gücü algılarız. Bu durum tesadüf değil o devletin felsefesinin bir sonuncusudur.

Devlet içinde bulunduğu toplumla entegre olduğu ve birlikte hareket ettiği ölçüde başarılı olur. Etnik yapının günümüz Türkiye’sinde Osmanlıyı aratmayacak kadar çeşitlendiği bir dönemde doğru bir değişim, dönüşüm ve entegrasyon sağlanmazsa toplumda hizipleşmeler artar. Atatürk’ün bir imparatorluk kalıntısını yıllar önce ‘’Ne Mutlu Türküm Diyene’’ sözleriyle gerçekleştirdiği birlik ve beraberliği bugün kolaylıkla yapabilmeliyiz. Etnik yapının üstüne çıkan bu bilinç döneminde değil günümüzde bile son derece modern bir söylem ve dâhiyane bir slogandır. Bu slogan gerçek olmuş ve Cumhuriyet Tarihi Atatürk döneminde onun kanatları altında huzur bulmuştu. Bugünün Türkiye’sinde COVID-19 vakaları arttıkça sevinen, petrol bulununca neredeyse üzülecek hizipleşmiş gruplar ortaya çıktı. Etkiye tepkinin bir sonucu olarak doğru yönetilmeyen ve sahiplenilmeyen gruplar dışlanmanın verdiği yıkımı düşünce biçimlerine yansıtır hale geldi. Pankart peşinde koşan bir mantalite orada yazan sorunun cevabından ziyade çözümü pankartları kaldırtmakta buluyorsa politik psikoloji kendi rolünü oynuyor demektir.

Ülke içinde yaşanan olayların günlük siyasette algılanması başka, dışarıdan bakan devletlerin o olayı yorumlaması başka olur. Örneğin 15 Temmuz darbe girişiminin toplum tarafından yorumlanmasıyla diğer ülkelerin bu olayı yorumlaması arasında uçurum farklar vardır. Dünyanın gözünden nasıl göründüğümüz konusunu es geçersek kamu diplomasisini kullanmayan bir yapıda olduğumuzu ispatlamış oluruz. Diğer ülkelerde oluşturacağımız kamu diplomasisinin belki de ne önemli ayağı o ülkeye gönderilecek olan diplomatların doğru seçilmesidir. Osmanlıdan itibaren her ne kadar farkında olmasak da gelişmiş bir diplomat geleneğimiz var. Bu gücü daha etkin bir hale getirirsek doğru kişileri doğru yerlere göndererek ülkedeki halkları da etkilemiş, kendimizi onlara daha iyi anlatmış, oradaki gelişmeleri de daha iyi yorumlamış oluruz. Ülkeler kendi halklarının tepkilerinden çekinir hale geldikleri ölçüde biz de başarılı bir kamu diplomasisi gerçekleştirmiş oluruz.

 

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

porno porno izle hd porno porno seyret sikiş izle hack forum

betmarino aresbet betnano asyabahis mroyun bahigo mobilbahis bets10 imajbet betper