Politik Biyografi: Mustafa Kemal Atatürk

Almanya’da 1933-1945 yılları arası Hitler dönemidir. Hitler döneminde Alman basınında Atatürk’le ilgili on üç yazı çıkmıştı. Bu yazıların dokuzu Hitler ve Atatürk dönemlerinin kesiştiği zamanlara aittir.

Vicor Maurer 21 Nisan 1935 tarihinde Völkischer Beobachter’de “Politik Biyografi: Mustafa Kemal Atatürk” adıyla bir makale yayınlar. Makalede Atatürk’ü şöyle tasvir eder:

Mustafa Kemal, askeriyenin içinde… tanınmış biriydi. Belki… Türkiye’de girdiği savaşı galibiyetle sonuçlandırmış tek generaldi. O, halkının gözünde… zafer umudu olmadan savaşan… bir kahramandı. Türkiye’deki birçok general gibi… fakirlikten gelmiş… Üstün zekâsı ve olağanüstü enerjisi sayesinde sivrilmişti…korku nedir bilmiyordu…Üstlerine karşı sert, gerçekçi ve rahatsız edici eleştirileri yüzünden sıklıkla yükselişi engellenmişti. Askerdi, fakat politik hedefleri olan ve vatanını bağımsızlığa kavuşturma idealine sahip bir askerdi. Ateşkes sonrası… her yeri Müttefik birlikleri tarafından işgal edilmiş…ülkeye, yarısı kötü organize olmuş…orduyu tamamen silahtan arındırmak üzere gönderilmişti. Gitti, fakat yeni bir devlet kurmak üzere. Sonra savaş başladı. Padişahlığa, Halifeliğe, İngilizlere, Fransızlara, İtalyanlara, Yunanlılara… Sevres’in diktesine karşı bir savaştı bu. Bu, bir adamın tüm dünyaya karşı üstlendiği inanç ve çaresizlik savaşıydı. Milletler, savaşın adını dahi duymak istemezlerken… bu savaşı kazandı, çünkü… gerekli iradeye ve güce sahipti (VB, 21.04.1935).

M.Kemal üstün zeka, yetenek ve kişilik özellikleriyle askerinden halkına, dostlarından düşmanlarına kadar herkesin takdirini topladı. Çünkü varılan sonuçlar onun sarsılmaz iradesiyle aldığı kararların doğruluğunu ortaya çıkardı. Doğrulardan aldığı güçle üstlerine karşı koyacak cesareti, haklılığından aldığı güçle düşmanlarının üzerine korkusuzca gidecek yüreği vardı. Meyve veren ağaç misali gerçekler birilerinin canını acıtınca M.Kemal’in yükselişini engelleyerek gerçeklerden de kurtulacaklarını sananlar vardı. İmzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması bir ateşkes antlaşması niteliğinde değil savaşı bitiren teslimiyet belgesiydi. Ordu evine gönderilirken antlaşmanın yedinci maddesi gereği bütün yurt müttefik birliklerce işgal ediliyordu. Bir adamın tüm dünyaya karşı üstlendiği savaş işte böyle başladı. M.Kemal kulluk sisteminden bir millet yarattı ve topyekün verilen  mücadele ile dünyaya bağımsızlık savaşının nasıl yapıldığını ispatladılar.

12 Kasım 1935 tarihli Völkischer  Beobachter ‘de  yer alan ‘’Yeni Türkiye ve Lideri’’adlı röportajda Türkiye’nin kurtuluşu ve Atatürk’ün kişisel özellikleri  ve bir milleti yeniden yaratması şöyle anlatılır:

…Şu üç özellik Kemal Atatürk’ün, yok olmaya mahkûm bir milleti kurtarma ve yeniden yaratma mucizesi göstermesini, son noktasına kadar her şeyi elinden alınmış bir halkta sarsılmaz ve inançlı bir direnç gücü oluşturmasını ve tüm dünyaya rağmen bu imkânsız, hatta cüretkâr görünen bir görevi cesaret etmeyi düşünmesini sağlamıştır: Bir matematikçinin ince ve kesin hesaplama gücü, bir komutanın cesur atılganlığı ve bir hayat filozofunun bilge sınırlılıkları. Bu üç özellikle birlikte, kâhin bilgeliği ve tüm bunları takip eden ve sadece bunlarla bağlantılı olarak izah edilebilen olaylar, Onu bugünkü olduğu kişi yapmıştır: Bir milletin yaratıcısı, yenilikçisi ve lideri (VB, 12.11.1935).

 

Atatürk,  kâhin bilgeliğine sahip bir filozoftu. Olacakları önceden hesaplaması  evren matematiğini bilip uygulamasıyla ilgilidir. Aldığı kararların hepsi aklın ve bilimin ışığındadır. Boş hayallerin peşinden gitmeyecek kadar gerçekçi, gerçeklerin peşinden gidecek kadar cesaretlidir. Kulluktan tebâya yüzlerce yıl içinde yükselen toplumu birkaç yılda ‘’Millet’’ yaptı. Üstün komutanlık yeteneğini gösterdiği askeri başarıları onu milleti ile birbirine yaklaştırdı, birbirlerine ölümüne güvenmeyi ve dönüşü olmayan bir yolda birlikte yürümeyi öğretti.

Völkischer  Beobachter ‘in aynı tarihli yazısı şöyle devam ediyor:

…Hiç tereddüt etmeden, vaktiyle Asya’ya ve Avrupa’nın yarısına hükmetmiş gösterişli Osmanlı İmparatorluğu’nun yeniden oluşturulması fikrinden vazgeçti ve sadece Türk toprakları üzerinde…bir Türk devleti kurmayı düşündü. Yavaş ve adım adım bu yolda şöyle ilerledi: Kurtuluş, yabancı olana karşı direnç ve milliyetçilik düşüncesini tabandan tavana tüm halka yaymak ve inanılmaz fedakârlıkla başarılanlar sayesinde nihai sonuca ulaşmak. Türk İstiklal Savaşı için bir ordu değil, bir millet savaştı. Ülkesinde silahlı mücadele ile birlikte dayanıklılık, sabır ve entrika gerektiren siyasi mücadele söz konusuydu. Bu mücadele, bin yıllık geleneğe, ayakta kalmış ve kökleşmiş dünya görüşüne, Saltanata ve Halifeliğe karşıydı (VB, 12.11.1935).

Atatürk Osmanlı Devleti’nin XVII.yy’dan itibaren gördüğü eski güzel günlere dönme rüyasını  hiç görmedi, çünkü 200 yıl aynı rüyayı görmelerinin hiçbir işe yaramadığını biliyordu. Fransız İhtilâli’nin her millete bir devlet sistemi ile başlayan rejimi ve imparatorlukları tasfiye savaşındaki yenilgimizden  sonra sadece ‘’Ulus Devlet’’ olarak ayakta kalabileceğimizi biliyordu. Türk halkı  teker teker ihanete uğrayarak bizi terk eden azınlıkların tecrübesini yaşarken,  din birlikteliğinin İngilizlerle ittifak yapanlarla Arap çöllerine gömüldüğünü de gördü.  Elimizde kalan tek gerçeğin  yüzyıllarca ihmal edilmiş asıl unsurumuz ve iç gücümüz olduğunu anladı. Bu noktada sonsuz fedakârlık başladı ve  binlerce yıldır uyuyan Ordu-Millet uyandı. Tabular yıkıldı,  Yeni Türkiye Cumhuriyet’i bir Güneş gibi doğdu.

Politik Biyografi: Mustafa Kemal Atatürk” için bir yorum

  • 15 Kasım 2020 tarihinde, saat 23:53
    Permalink

    Muhteşem bir derleme, emeklerinize ve özünüze sağlık.

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

porno porno izle hd porno porno seyret sikiş izle hack forum

betmarino aresbet betnano asyabahis mroyun bahigo mobilbahis bets10 imajbet betper