İslamiyet Kerbela’da Katledildi

Bağdat’ın 100 km güneybatısında bir yer Kerbela… İslam tarihinin en trajik olaylarına sahne oldu… O günden bugüne gelen,  edilmemiş olsa da bir beddua… Müslümanların üzerindeki kara leke… Bu leke nasıl çıkar, nasıl çıkarılır, Allah affeder mi ve İslam’ın güneşi affeder mi?
Bunu düşünen bile yok. Suçunu itiraf eden yada af dileyen yok.

Kerbela… İslam Peygamberinin canından çok sevdiği torununun katledildiği yer. Mübarek kanının akıtıldığı topraklar. Toprak kan ağladı Hz.Hüseyin’in kanına. Henüz  70 yıl olmuştu,  İslam güneşinin doğuşu ile,  daha yeni aydınlanmıştı cehaletin kol gezdiği karanlık topraklar.

Toprak ağladı, gözyaşları karıştı Hz.Hüseyin’in kutsal kanına. İslam katledildi,  Hz. Hüseyin’in toprağa düşen başıyla. O gün bugündür Müslümanlar birbirine çalım atıyor, hile yapıyor gol atıyor. İndirilen değil uydurdukları dinin oyuncuları olarak birbirlerini boğazlamaya devam ediyorlar. Çünkü ellerinde inandıkları, çok sevdiklerini iddia ettikleri biricik Peygamberin en sevdiğinin kanı var. Müslümanların ellerinde abdestle  temizlenmeyecek  bir günah var. Öyle ya, can suyu olan kutsak kanın günahını hangi su temizler?

Muaviye İslam tarihinde babadan oğla geçen ilk saltanat devletini kuran kişidir. Hz. Muhammet dahi böyle bir harekete mahal vermemişken…

Muaviye Ümeyyeoğulları soyundandı. Bu soy belli bir ekonomik güce sahip olup Kabe’ye gelenlerin su ve yiyecek işlerini yapıyordu. Muaviye,  Cahiliye Dönemi’nde Kabe’nin ve Mekke şehrinin başkumandanlık görevini yürütmüştü. Peygamberimiz ise Haşimi soyundandı. Bu soy sonradan Araplaşmıştı. Toplum üzerinde de muteber olup  manevi etkileri çok büyüktü.

Ümeyyeoğulları Hz. Muhammed’in İslam’a açık ilk davetlerinden itibaren, halkın Müslüman olmasını engellemeye çalıştı. Hatta bu işin elebaşısı oldu. Bedir Savaşı’nda Utbe, Uhut ve Hendek savaşlarında ise Emevilerden  Ebu Süfyan,  diğer müşriklerin liderliğini yaptılar. Hz. Muhammed İslam’a katılan Emevi soyundan gelenleri kazanabilmek adına onları önemli mevkilere getirdi. Bunlardan biri de Ebu Süfyan’ın oğlu Muaviye idi. Hz. Ebubekir zamanında ağabeyi Yezid’in ordusunda Suriye’nin fethi için görevlendirilmişti. Ürdün’ün sahil şehirlerinin fethedilmesindeki başarılarından dolayı bölgeye idareci olarak görevlendirildi. Ağabeyi ölünce Hz. Ömer onu Dımaşk (Suriye) valiliğine getirdi. Hz. Osman zamanında ise bölgenin umumi valisi oldu. Muaviye’nin Medine’de halife seçilen Hz. Ali’ye biat etmesi istenince reddetti.  Hz. Osman’ın şehit edilmesinde ilgisiz kaldığı ve ordusunda suç ortağı olan kişileri barındırdığı iddiasıyla  Hz. Ali’nin halifeliğini kabul etmedi. Akrabası olduğundan dolayı Hz. Osman’ın kan davasını güderek Şam halkının onayını aldı.

Mekke’de Peygamberimizin eşi olan Hz.Ayşe, Talha ve Zübeyr şehit edilen halifenin katilleri konusunda isyan başlattı.  70 müslümanın ilk kez birbirine girdiği ve Hz.Ayşe’nin devesinin etrafında geçtiği için Cemel Vakası denilen Deve Olayı’ nda Hz. Ali galip gelmesine rağmen  Muaviye, Hz. Ali’ye kendisine itaat etmesi için baskı yaptı. Sonuçta  iki taraf  Sıffin denilen yerde  karşı karşıya geldi. Çarpışmalar aralıklarla üç ay sürdü. Hz. Ali zaferi kazanmak üzere iken Muaviye, Amr b.As’ın teklifi üzerine hileye başvurdu.  Kur’an sayfalarını kılıçlarının uçlarına taktılar.  Kur’an-ı Kerim’e karşı savaşmak mümkün mü ki?  Savaş durduruldu. Hakemlere danışılmasına karar verildi. İki tarafın hakemi kendi aralarında her ikisini de halife yapmamak üzere anlaştı. Önce Hz. Ali’nin hakemi gelerek,  ‘’Parmağımdaki bu yüzüğü nasıl çıkarıyorsam Hz.Ali’yi de halifelikten öyle çıkarıyorum’’ dedi. Daha sonra aynı davranışı yapmak üzere anlaştığı Muaviye’nin hakemine sözü bıraktı. Muaviye’nin hakemi gelerek  ‘’Bu yüzüğü parmağıma nasıl takıyorsam Muaviye’yi de öylece halife ilan ediyorum’’ dedi. Hileyle başlayan olaylar hileyle devam etti. İslamiyet çöl kumlarına gömüldü.

İslamiyet’te ki ayrılıkların resmiyet kazandığı bu olayın sonunda üç grup ortaya çıktı. Muaviye’yi ve onun yaptıklarını destekleyen SÜNNİLER ( varın kendinizi düşünün), Hz.Ali’yi destekleyen Şİİ’LER, iki tarafı  da suçlu bulup kıyamete kadar onları cezalandırmaya ant içen HARİCİLER.

Muaviye bu  hareketi ile iki sonuç elde etti. Birincisi savaşı kaybetmişken kaybetmemiş oldu. İkincisi ise daha da tehlikeli; sayıları 12 bin’i bulan Hâriciler grubunun ortaya çıkmasına neden oldu. Kısacası günümüz IŞID’in temelleri atıldı.

İşte Müslümanlar arasındaki ayrılıklar ve mezhepsel bölünmeler böyle başladı. Yani mesele orucun tutulması, namazın kılınması gibi dini nedenler değildi. Mesele devleti kimin yöneteceği,  kimin halife olacağıydı  yani tamamen siyasiydi. Tabi mezhepleri siyasi temele dayandırmak pek doğru olamayacağı için din sosu ile gruplar arasındaki ayrılıklar giderek daha da derinleştirildi.

Muaviye zamanla bir çok yerleşim yerini kendisine bağladı. Mısır bunların en başındadır. 661 yılında Hz. Ali bir Harici  tarafından şehid edildi. Suriye halkı ‘’emirü’l mü’minin ‘’ ünvanı ile Muaviye’ya biat etti. Hz. Ali’den sonra halife seçilen Hz.Hasan mücadele edemeyeceğini anlayınca Muaviye’ye tabi oldu.

Muaviye kendisinden önce devleti yönetenlerin kullandığı  ‘’emirü’ül mü’minin ‘’ ( Allah’ın  resulünün halifesi’’ ünvanını  bırakıp  ‘’Halifetullah’’ yani Allah’ın Halifesi ünvanını almıştı. Muaviye İslami anlayışa uymadığı halde devleti işgal etmek sureti ile makamı ele geçirmişti. İlk dört halife seçim ve biat yolu ile devleti yönetirlerken o cahiliye geleneğini  devam ettirerek  akrabası olan Hz.Osman’ın kan davasını gütmüş ve siyasi yoldan devleti ele geçirmişti. Dine zarar gelmesin diye Ehl-i sünnet’in ‘’içtihat hatası’’ olarak yumuşattığı bu tablo bununla da kalmadı. Muaviye kendisinden sonra devleti yönetmek üzere oğlu Yezid’i daha sağlığında veliaht tayin etti.

Saltanat veraset sisteminde ortaya çıkan bu durum beraberinde devleti kişisel çıkarları için kullanan ve buna dini alet eden bir güruhun oluşmasına zemin hazırladı. Hz.Peygamber’in vekili olarak devleti yöneten Salih ve raşid halifeler dönemi ortadan kalmış oldu.

Kuruluşu ve yönetilişi  bakımından İslami anlayışa ve değerlere aykırı olduğu için 90 yıl siyasi anlamda hüküm süren bu devlete karşı sık sık ayaklanmalar yapıldı.  Suriye’de ki alimler hariç  dönemin alimlerinin çoğu Harici isyanları dışında kalan diğer bütün  isyanları desteklediler. Ne ilginçtir ki İbn Haldun yıllar sonra, Muaviye’nin yönetimi saltanata dönüştürmesini,  Müslümanların hayrına olacağı şeklinde yorumlamıştı.

Muaviye 680 yılının Nisan ayında öldü. Medine dışındaki  bütün şehirlerde halk  oğlu Yezid’e biat etti. Hz. Hüseyin,  Yezid’in halifeliğini tanımayarak Mekke’ye geçti.  Kufeliler  Hz. Hüseyin’i  davet  ederek kendisini halife ilan edeceklerini, Yezid’e karşı da  savaşacaklarını  bildirdiler. Durumu tetkik etmesi üzerine Hz.Hüseyin amcasının oğlunu Kufe’ye gönderdi . Kufeliler Hz. Hüseyin’e biat ettiklerini bildirince olumlu haberler güven oluşturdu. Yola çıkıldı.

Gelişmelerden haberdar olan Yezid  Basra valisi Ubeydullah’ı  Kufe’ye görevlendirdi. Yeni vali isyancıları öldürdü.  Durumdan habersiz yola çıkmış olan Hz. Hüseyin 10 Muharrem 61’de ( 10 Ekim 680) Cuma günü Kerbela’da pusuya düşürüldü. Çarpışma sonucunda  beraberindekilerle birlikte hunharca katledildi.

İslam tarihinde kara bir leke olan bu olayla Müslümanlar arasındaki mezhep ayrılıkları kesinleşti. Yezit tahttayken Hz. Hüseyin’in katli, mukaddes şehirlerin talan edilmesi, Kabe’nin mancınıkla taşlanması gibi pek çok faciayı gerçekleştirdi. Bu lanet kıyamete kadar kalkmaz. Emevilerin  siyasi ve dini uygulamaları da bize miras kaldı.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İslamiyet Kerbela’da Katledildi” için bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

porno porno izle hd porno porno seyret sikiş izle hack forum

betmarino aresbet betnano asyabahis mroyun bahigo mobilbahis bets10 imajbet betper