Gizli Tehlike Şeker..!

Ah o tatlılar!

Pancardan ve mısır şurubundan imal edilen tatlılar..

Hele o çikolatalı olanları yok mu kakaodan üretilenleri,duramazsın onlarla aynı ortamda ve o kadar güzeller ki insan demeden geçemez ille yeme de yanında yat..

Tatlı tatlı yemesi güzel.

Aslında yaşadıklarımız değil çok da özel.

Neticede hepimizi hasta ediyor.

Lakin satan kişiliklerin hepsi tüzel..

Az önce girişini yaptığım sohbet tarzında ele alının bilimsel yapıtımın başlığı ‘Çikolata Günlüklerim’dir.

Bir bilgi akımı elbette ki olacaktır ama makaleyi yazanla okuyan çok yakın zamanlar zarfında beraber olacaktır.Şöyle ki ben 75 kilo ve %10 yağ oranına düşme hedefi koydum kendime.Bu hedefe nasıl ulaştım,hangi aşamalardan geçtim,hangi yolları izledim veya hangi taktikleri uyguladım gibi hususlara değinirken siz de bana eşlik edeceksiniz.

O nedenle bu eser nasihat vermekten ziyade bir tecrübe aktarımıdır.

Gelin şu şekerden aşamalı olarak beraber kurtulalım.

O derece nefret edelim ki kendimizi ödüllendirmek için bile günler koymayalım.

İlk olarak porsiyonlarımızı küçültelim ve sıradan bilindik olanları yerine biraz daha pahalı da olsalar diyet formunda olanlarına geçelim.

Makaleme başlamadan önce ana beslediğim kaynağın ‘That is Sugar’ belgeseli olacağını sizinle paylaşmak isterim..

Başka kaynaklardan yararlanmam halinde onları da sizinle paylaşacağımı da belirtmeliyim.

Biliyor muydunuz eğer şeker standart bir market raflarından kaldırılsaydı geriye ürünlerin yalnızca %20’si kalırdı.

Şekerin ilk tarihi Yeni Gine M.Ö 8000 binlere kadar dayanmaktadır.Oradan da Hindistan’a geçmiştir.

Eskiden çok az ulaşılmakla birlikte kullanım alanları da oldukça azdı yalnızca çaya ve kahveye atıp tatlandırmak amacıyla kullanılmaktaydı.

1955 yılından itibaren durum değişti.Sukroz şekerine ulaşmak çok kolaylaştı.Zamanla insanlar sağlık problemleri yaşamaya başladı.Bunun nedeninin yağdan mı yoksa şekerden mi kaynaklandığı büyük bir tartışma konusu oldu ve neticede kazanan şeker oldu.Suçlu olan yağdı..

Sağlıklı bir erkek yetişkin birey günlük ortalama 2300 kalori almaktadır.Bunun %50’si yağ,%26’sı protein ve %24’dü karbonhidrattır.Sukroz’un %50’si Glikoz,%50’si Fruktoz’dur.

Abur cubur yemeden dahi yüklü miktarda karbonhidrat alınabilir.

Dört elma varsa elimizde direk tüketmek istediğimizde ancak iki tanesini yiyebiliriz.Ancak suyunu sıkınca doğal bile olsa 4 tanesini bile tüketebiliriz belki de altı bilemiyoruz.

Sukroz içeren sağlıklı gıdalarla spor da yapılmasına rağmen halen daha kilo alınabiliyorsa özellikle göbek bölgesinde bir yağlanma varsa o zaman bırakın rafine gıdaları sağlıklı ürünlerin dahi ne kadar da sakıncalı (belki de sağlıksız) oldukları çıkarımına da rahatlıkla bulunabiliyoruz..

Çikolota,kola ve dondurma olmadan dıştan ince,içten şişman bir göbeğe sahip olunulabilir.Bu durum da Tip2 Diyabet,Obezite,Kalp Rahatsızlıkları’na ve hatta Alzheimer’a neden olabilmektedir.Bu gidişle karaciğerin içi yağla doluyor yani ölüyor demektir.

Ciğerde Glikoz etkili bir şekilde halledilir.Ya hemen enerjiye çevrilir ya depolanır.Kanda ne kadar Glikoz varsa o kadar insülin salgılanır.Çok şeker yiyerek yağı vucudumuza alıp karaciğer yağlanmasına sebep oluruz.

X kişisi sabah kalktığında bitkin  ve halsiz oluyor.İlgisi azalıyor ve dikkati çabuk dağılıyor.Bir taraftan psikolojisi de bozuluyor manik belirtiler yaşıyor.Fazla şeker insülin salgılatıyor ve önce düşüş sonradan yükseliş yaşatıyor.Andrelanindeki bu değişikliklerse anksiyeteye de sebep oluyor.

Eskiden Avustralya’da Aborjinler şeker tüketmezken şimdi tüm ihtiyaçlarının hemen hemen tamamını marketler sağlamaktadırlar.

Ekip olarak halkın taze ve sağlıklı ürünlere ulaşması için çaba sarf ettik.

Çünkü saçmalığı kesip sadede gelelim.

Doğadan besleniyorlardı hepsi de sağlıklıydılar..

Geliştirdiğimiz programlar kolanın önünü kesince devlet fonu kesti.Kötü beslenme diyaliz kalp astım ve diyabet gibi hastalıklara neden oluyor.Özellikle diyabet beslenme tarzı ile alakalı.Bu ölümlerin çoğu zamansız oldu ve doğru beslenme ile önüne geçilebilirdi.

X bir ayda toplam 5 kilo aldı.7 cm göbek bölgesi arttı.Normalden fazla yiyor.Eskiden olduğundan daha fazla atıştırıyor.Çok zor doymaya başladı.

Bizi tok hissettiren yağ ve proteindir.Basit bir içecekte dahi 34 çay kaşığı şeker var.Kola yerine meyve suyunu tüketin diyor uzmanlar ama o da aynı kapıya çıkıyor.Yüksek Fruktoz’lu mısır şurubu gibi..

Öyle ki ABD’de doğru dürüst bir restaurant bile bulmak zor.

Dişin kendisi 20 dakikada bir kendini yeniliyor çocuklar çok daha kısa sürede yeniden temin edip içiyorlar neticede dişleri çürüyor.Fakir bölge fakirlik her yerde böyle.Annesi biberonuna gazoz koyuyor.Enfeksiyondan ötürü anestezi çocuğun dişine hiçbir şekilde etki etmiyor.

Kararında içilen gazoz sağlıklı beslenmenin bir parçası iddiasında bulunuyor uzmanlar.Ama bu kadar şekerli ve kafeinli bir içeceğin kararında içilmesi çok zor.

İşin garibi çocuk hala çok seviyor ve içmeye devam etmek istiyor.Bu insanların karavana değil eğitime ihtiyaçları var.

Başta kola olmak üzere içecek firmaları ürünleri için bilimsel çalışma başlatıyorlar.

‘Mutluluk Noktası’

Çocuklar için yedikleri her şey tatlı olmalı.

Mucize meyve ile birlikte ne yenirse yensin tatlı yapmakta.

Çıkan sonuç ‘Şekerle her şey yenebilir..’

X kişisinin motivasyonu azaldı,karaciğerin işlevi bozuldu.

Şeker Depomin salgılatıyor.Tatlı görünce beynimiz diyor ki al onu.Şeker,Nikotin ve uyuşturucu ile aynı bölgeye etki ediyor.

Fruktoz=iştah kontrol merkezi Glikoz=ruh halimizi etkiler karışımı dengesiz ruh hali..

Fareler dahi uyuşturucan çok şekere ulaşmaya çalışıyor..

Gıda devlerinin toplantılarında bağımlılık yasak kelime.

İddiaya göre fazla kalori ve az hareket =obeziteye neden olmakta

Tembel ve Açgözlü olmak kilolu olmanın sebebi olarak görülüyor..

Çok ilginç aldığı kalori aynı olduğu halde vücudunda yağlanma var.Bu da demek oluyor ki kalori hesabına göre yapılan diyetler tam da başarılı ve verimli değil.

İçecek firmaları kesin olarak söylenebilir ki sigara endüstrisinin akciğer kanserinde olduğu yerde

‘Kalori öyle de bir kaloridir böyled e.’

Şekerin küresel ticari değeri 50 milyar dolar.

Bir de başta kola olmak üzere içecek firmalarından fon alan sözde bilim adalarının savunmalarını dinleyelim..

Şeker ile kronik rahatsızıklar arasında bir ilişki olduğunu gösteren kesin bir kanıt yok bir şeyi çok fazla yaparsan ondan kork..

*sorduğumuz sorulara

*araştırma yöntemlerimize

*analizlerimize

*değerlendirmelerimize

asla karışamazlar..

Verilen örneklerde koladaki asidin paslı araba çelik tamponunu temizlediği görülüyor.

Şekerin onca etkisine rağmen şekere birçok yönden uyum sağlıyor X kişisi.

Şeker aşkı hatırlatıyor.

Şeker esasında Materyalizm’e yok açar diyebiliriz hiç zorlanmadan.

Şeker anlık haz verir ve tüketilir tüketilmez beyne ulaşır.İnsülin direncide meydana gelmeye başlar.

İşin ilginç yanı alınan kalori miktarı aynı ancak Viseral yağlar fazla.Haliyle şunu söylemek münkün ki sağlıklı yağların yerini sağlıksız karbonhidrat almıştır denebilir.

Bu açıdan diyetisyenlerin vurgusunu yaptığı kalori sayımı aslında çok da iyi bir uygulama değil.

Kısacası sorun kalori değil,kalorinin nereden geldi?

Şekerden kurtulursanız,her şey zararsız hale gelir..

Ciddi bir objektif araştırma en aşağı beş yıl sürecektir.

Şekersiz kalmanın sigarayı bırakmaktan pek bir farkı yok..

Bu istek atlatabilir.

Şekeri kestikten iki ay sonra canlılığı geri döndü X’in.

“Vay canına hiç bilmiyordum,çok sebze ye.” hiç dilinden düşürmüyor.

Hafta iki ila üç kez sarsıyor insanı yani şeker tüketme isteği geliyor kendisine..

Belli bir zaman sonra X kişisinin cildi parlaklaştı,ruh hali dengelendi.

Zihinlerini toplamak adına şekeri kesen yüzlerce kişi tanıyorum.

Sağlıklı beslenme ve çok az egzersizle altı kilo verdi.

Hormon engelleyici Fruktoz’u beslenmenizden çıkardığınız zaman iştah kontrolünüz tekrar çalışıyor ve kilonuz azalıyor.

Tok hissedince çok yemeye de gerek de kalmadı.

“Su gerçekten iyi bir içecektir.”

Yapay tatlandırıcılar bile sakıncalı diyebiliriz rahatlıkla.

“Eğer çocuklarımızı eğitebilirsek belki de bizim neslimizin yaptığı hatalardan kaçınabilirler.”

“Şeker şeytan değildir ama ondan kurtulduğu zaman hayat çok daha güzeldir..”

Gizli Tehlike Şeker..!” için bir yorum

  • Avatar
    15 Ekim 2020 tarihinde, saat 10:44
    Permalink

    Türkiyede de, dünyada da 5 ölümden biri kanserden. yani sokakta yürüyen 5 kişiden biri kanser. Bu kadar ağır tedavi masraflarına dünyada hiçbir devletin sosyal güvenlik sistemi dayanamaz. Hiç bir ülkenin üretim sistemi, savunma sistemi de % 20 kanser olmuş bir nüfusa dayanamaz. Kanserin en önemli sebeplerinden biri şeker. Bu artık tartışılan bir konu da değil. devletleri yönetenlerin uyuşturucu gibi şekere de savaş açması lazım. Özellikle gazlı içecekler ve aşırı şeker içeren şekerlemelerin katı şekilde yasaklanması lazım

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

porno porno izle hd porno porno seyret sikiş izle hack forum